Yalama nedir, Yalama ne demek

  • Yalamak işi
  • Fırça izleri belli etmeden yapılmış olan (resim).
  • Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.).
  • Sözünde durmayan (kimse).

Yerel Türkçe anlamı:

Sözünde durmayan, iki yüzlü.

Güneş ya da mide bozukluğu nedeniyle dudaklarda oluşan kuruluk, çatlaklık.

Atlarda, üst dudağa dek uzanan, alta inmeyen akıtma.

Sacda pişirilen üstü yağlı ekmek.

Dudakta kuruma, çatlama.

Sac üstünde pişen ve yağlanarak yenilen ekmek.

Aşınmış, bozulmuş; vida yatağı genişlemiş, tutmaz, iş görmez olmuş.

Pürüzleri silinme, aşınma.

Çamın kalın kabuğunun altındaki ince katman.

Kağnı arabalarında kolların dingile değen yeri.

Çamın soyulup çıkarılan tabakası.

Dudakta çıkan yara, uçuk.

Diğer sözlük anlamları:

Güneşten veya hastalıktan dudakta beliren yara, dudak yarığı.

Bilimsel terim anlamı:

güzelsanatlar: Üzerine suluboya, sepya ya da sulandırılmış çini mürekkebi çekilmiş resim.

İngilizce'de Yalama ne demek? Yalama ingilizcesi nedir?:

wash-tint, wash drawing, tinted drawing

Fransızca'da Yalama ne demek?:

perlèche

Yalama anlamı, kısaca tanımı:

Yalama olmak : Aşınmak.

Yalama uçuş : Yere çok yakın olarak yapılmış olan ustaca uçuş.

Yalama yazı : Yontuk düz.

Yalamak : Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak. Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek. Sıyırarak, dokunarak geçmek. Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek.

 

Avucunu yalamak : Umduğunu ele geçirememek.

Çanak yalamak : Dalkavukluk etmek.

Mürekkep yalamak : Çok okumuş, yazmış olmak.

Tükürdüğünü yalamak : Verdiği sözden benliğini küçülterek geri dönmek.

Cıvata : Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida.

Fırça : Paylama. Resim yapma sanatı ve biçimi. Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası.

Durma : Durmak işi.

Yalama dodah : Dudak yarası uzun süren, geçmeyen kişi. Dudağı yaralı, pis kimse.

Yalama dudak : Dudak yarası uzun süren, geçmeyen kişi.

Yalama granülomu : Özellikle iri cüsseli köpeklerde derinin yalanması ve çiğnenmesinden kaynaklanan kızarıklık, sıyrık ve ülserli hiperkeratotik plakların oluşumuyla belirgin psikojenik deri yangısı, akral kaşıntı nodülü, akral yalama dermatitisi, idiopatik hiperestezi sendromu.

Yalama hastalığı : Kobalt yetersizliğinde sığırlarda görülen bir çeşit pika.

Yalama resim : (Resim) Fırça izlerini belli etmeden yapılan resim.

Yalama taşı : Mineral ve iz element içeren ve özellikle geviş getirenlerin yemliklerine konan pres hâline getirilmiş yem katkı maddesi.

Yalama toprak : Nehir, deniz sularının bastığı toprak. Buzlanmış, donmuş, insan ayağının basmadığı yer.

 

Yalama tuzu : Kaya tuzu.

Yalamaç : Kendi işini bırakıp küçük çıkarlar uğruna el işiyle uğraşan: Yalamaç adam kırda pirinç ararken, evdeki bulguru yitirir. Ağız çevresindeki yemek bulaşığı. Hayvanlara verilen haşlanmış yeşillik. Köpeklere yiyecek verilen kap. (Gıranışık -Bilecik)

Yalamah : Yalamak

Yalama ile ilgili Cümleler

  • Hadi siz birbirinize küçük büyük yalamalıklar yapmaya devam edin ve paralarınızı sayın, arada da paraları kalın rulolar yapın götünüze sokmayı unutmayın.
  • Tom'un köpeği insanların yüzlerini yalamayı seviyor.
  • İş sahibi olmak için sana yalamalık mı yapmam gerekli Jerry?
  • Kainatın bekçisi, evrenin yüce efendisi, abuk sabuk ritüeller, birbirinin götünü yalamalar, birbirini pohpohlamalar rotary, lions külüpleriniz falan, mesela zenginliğin hep sizin olması falan bunlar hoş şeyler değil mi?
  • İlk hastalandığım zamanları hatırlıyor musun, bana yalakalık yapanlar yalamalar etrafımda çoktu.
  • Hayat bir kaktüsten bal yalamak gibidir.
  • Demek kendimi sefil durumda bulacaktım öyle mi? Şimdi ne değişti de taşaklarımı yalamaya başladın?

Diğer dillerde Yalama anlamı nedir?

İngilizce'de Yalama ne demek? : n. lick, licking

Rusça'da Yalama : n. облизывание (N), ссадина (F), прыщ (M)

adj. изношенный, потертый