Yansıtıcı nedir, Yansıtıcı ne demek

  • Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç, yansıtaç, reflektör.
  • Yansıtma işini yapan

Nükleer Enerji alanındaki anlamı:

Koruyucu zırhın iç bölümünü saran ve nükleer tepkime sırasında kaçan nötronların geriye dönerek yeniden tepkimeye girmesini sağlayan donanım. Nötronların geriye dönme olasılığı “albedo” ile belirtilir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Yagi-Uda dalgalığında çiftucayın ardında yer alıp, gelen dalgaları bunun üzerine yansıtan parça.

Bilimsel terim anlamı:

Başlıca yansıma olayından yararlanarak, bir ışık kaynağının ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan nesne.

sinema, televizyon: Işığı yansıtmakta kullanılan çeşitli boy ve biçimde yüzeylere verilen genel ad.

aydınlatma, optik: Yansımadan yararlanarak bir ışık akısının uzaysal dağılışım değiştirmeye yarayan nesne.

İngilizce'de Yansıtıcı ne demek? Yansıtıcı ingilizcesi nedir?:

reflector

Yansıtıcı anlamı, tanımı:

Yansı : Tepke. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis.

 

Yansıtıcılık : Yansıtıcı olma durumu.

Işık : Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.

Görüntü : Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme.

Göndermek : Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak. Yetki vererek gitmesini sağlamak. Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak. Yolcu etmek.

Yansıma : Yansımak işi. Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirme, inikâs. Doğa seslerine benzer seslerle yapılmış olan kelime, taklidî kelime, onomatope: Gürültü, şırıltı, bıngıldak, güm güm, vızıldamak vb.

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

 

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Yansıtaç : Yansıtıcı.

Yansıtıcı ışıtaç : Arka yüzü yansıtıcı olan akkor gösterici ışıtacı.

Yansıtıcı lamba : Ampulünün biçimi ve bir bölümünün metallenmesi (metal kaplanması) ile, ışığı belirli bir hacim açısı içine toplayan lamba.

Yansıtıcı ölçer : Mürekkep lekesi, resim yorumlama, insan resmi çizme, cümle tamamlama gibi deneğin kişilik yapısıyle onu yöneten güçleri ortaya çıkarmaya yarayan ölçer.

Yansıtıcı teknik : Denekten, mürekkep lekeleri, resimler, bitmemiş cümleler vb. bir dizi uyaran arasından seçtiği herhangi birine özgürce tepki göstermesi istenen kişilik inceleme yolu.

Yansıtıcı uydu : Bir verici yayaçtan aldığı elektromıknatıs dalgaları herhangi bir işlemden geçirmeksizin yalnızca yansıtmakla yetinen ırakiletişim uydusu. Yayın uydusunun karşıtı.

Yansıtıcı yöntem : Belirli bir tepkiyi ayaklandırmayacak nitelikteki örtülü ve türlü yorumlara elverişli durumlar ya da uyaranlar karşısında kişinin yaptığı tepkileri yorumlayarak (güdü, tutum, duygu gibi) sürekli kişilik özelliklerini tanıma yöntemi.

Yansıtıcı-yayındırıcı : Önünde yarı saydam cam bulunan, ışığı hem yansıtarak hem de yayındırarak veren işlik ışıtacı. sinema: Işığı hem yansıtarak hem de yayındırarak veren stüdyo ışıtacı.

Yansıtıcıyla denetim : Yansıtıcının özelliğinin, konumunun ya da miktarının, reaktifliği değiştirecek biçimde ayarlanmasıyla yapılan reaktör denetimi.

Diğer dillerde Yansıtıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Yansıtıcı ne demek? : adj. reflective, specular

n. reflector, reverberator

Fransızca'da Yansıtıcı : réfléchissant/e, réverbère [le]