Yardage türkçesi Yardage nedir

  • Yarda ölçüsüyle uzunluk.
  • Metraj.
  • Depolama ücreti.
  • Sayma.
  • Yarda olarak uzunluk.
  • Ölçme.

Yardage ingilizcede ne demek, Yardage nerede nasıl kullanılır?

Yardages : Yarda ölçüsüyle uzunluk. Sayma. Yarda olarak uzunluk. Metraj. Ölçme. Depolama ücreti.

Yardarm : Seren ucu. Kare yelkeni destekleyen gemi serenini herhangi bir ucu. Seren direği ucu.

Yardarms : Seren ucu. Kare yelkeni destekleyen gemi serenini herhangi bir ucu. Seren direği ucu.

Yard arm : Serenin cundası. Serenin ucu.

Yard bird : Hükümlü. (argo terim) ceza olarak belli bir alanda tutulan asker. Mahkum. Ceza olarak kendisine onur kırıcı bir görev verilmiş asker. Acemi asker. Avlu kuşu.

Arms sideways yard standing : Kolların, omuz yüksekliğinde bir doğrultuda yere koşut tutulduğu durum. Yanda tutuş.

Bee yard : Arılık.

Back yard : Arka bahçe.

Yard measure : Bir yardalık ölçü. Yarda ölçüsü.

Building yard : Yapı alanı.

İngilizce Yardage Türkçe anlamı, Yardage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Yardage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Footages : Ölçüm. Çekim görüntüsü. Görüntü. Ayak olarak kullanılan uzunluk. Foot hesabıyla ölçü. Kamera görüntüleri. Kamera görüntüsü. Uzunluk. Çekim karesi.

Quantities : Nicelik. Miktar. Sayı.

 

Survey : İnceleme. Bir bölgenin veya nüfusun özel bir amaç için ayrıntılı muayenesi. Sormaca. Gözden geçirmek. Göz gezdirmek. Harita çizme. Tarama. İncelemek. Araştırmak.

Enumeration : Sayım. Sayımlama. Detaylı liste. Sayım listesi. Ayrıntılı liste. Bir evreni oluşturan birimleri tek tek sayılama. Döküm. Liste. Sayılma.

Censuses : Nüfus sayımı. Tahrir. Sayım. Populason sayımı. Nüfus tahriri.

Convention : Toplantı. Töre. Toplama. Adet. Belli bir tarihsel dönemde bir toplumda ya da bir toplumsal kümede yaygın olan gelenek, görenek, moda, alışkı. . . gibi genel uygulama ya da kullanım biçimlerinin her biri. Uzlaşma. Gelenek. İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme. Resmi bir toplantı veya konferans.

Census : Bir ülke nüfusunun nitelik ve niceliği üzerinde gerekli verileri saptamak amacıyla belli aralıklarla yapılan sayma işlemi. Sayım. Nüfus sayımı. Nüfus tahriri. Populason sayımı. Tahrir.

Count : İddialar. Göz önünde tutmak. Önemseme. Sayılmak. Sayı. Hesaba katmak. Hesaba katma. Sayısını bulmak.

Reckoning : Konum hesabı. Mevki tahmini. Gözüyle bakma. Hesap. Hesap pusulası. Hesaplama. Sanma. Yer belirleme. Yer tahmini.

Measurements : Ölçüm. Ölçü birimi. Ölçüler. Ölçü.

Yardage synonyms : counting, yardages, counts, enumerations, measuring, distance, footage, computing, quantification, taping, benchmarking, accounting, metage, mensural, measurement, surveys, censusing, gauging, metering, mensuration, count out, surveying, admeasurement, arithmetic, reckonings.