Yew türkçesi Yew nedir

  • Porsukağacı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Porsuk ağacı.
  • Porsukgiller (taxaceae) familyasından, 20 m kadar boylanabilen, her zaman yeşil, yassı yapraklı, tohumları etli bir kabuk tarafından sarılmış, ülkemizde park ve bahçelerde yetiştirilen açık tohumlu bir bitki.
  • Porsuk bitkisi.

Yew ile ilgili cümleler

English: There were no eyewitnesses.
Turkish: Görgü tanıkları yoktu.

English: Ali is an eyewitness.
Turkish: Ali bir görgü tanığı.

English: Is Ali an eyewitness?
Turkish: Ali bir görgü tanığı mı?

English: One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Turkish: Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.

Yew ingilizcede ne demek, Yew nerede nasıl kullanılır?

Yew family : Yapraklarında reçine kanalları olmayan, ovülleri 1-2 tane olgun tohum veren, meyvelerinin üzeri aril denilen etli bir tabaka ile kaplı olan, her dem yeşil, ülkemizde adi porsuk (taxus baccata) türü ile temsil edilen bir familya. Porsukgiller.

Yew tree : Porsukağacı.

Common yew : Porsukgiller (taxaceae) familyasından, 20 m kadar boylanabilen, her zaman yeşil, yassı yapraklı, tohumları etli bir kabuk tarafından sarılmış, ülkemizde park ve bahçelerde yetiştirilen açık tohumlu bir bitki. Porsuk bitkisi. Porsuk ağacı.

Yews : Porsukağacı. Porsuk ağacı.

 

Be an eyewitness : Şahit olmak. Kendi gözüyle görmek.

Dyeweed : Katır tırnağı. Boyacı katırtırnağı.

Eyewash : Zırva. Göz boyama. Aldatma. Göz banyosu. Ağız. Göz suyu. Göz yıkama ilacı. Saçmalık. Palavra.

Dyewood : Boya ağacı. Boya veren herhangi bir ağaç.

Eyewink : Tek bir an. Göz kırpma. Lahza. Çok kısa zaman süresi. Göz atma. İşaret. İma. İz. An. Göz kırpması.

Eyewater : Göz yaşı. Gözlerden gelen doğal gözyaşı veya sızıntı. Göz damlası. Gözyaşı. Göz suyu. Gözler için yıkama veya tıbbi sıvı veya krem (oftamoloji).

İngilizce Yew Türkçe anlamı, Yew eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Yew ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Yew family : Yapraklarında reçine kanalları olmayan, ovülleri 1-2 tane olgun tohum veren, meyvelerinin üzeri aril denilen etli bir tabaka ile kaplı olan, her dem yeşil, ülkemizde adi porsuk (taxus baccata) türü ile temsil edilen bir familya. Porsukgiller.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Acacia : Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Salkım ağacı. Akasya sakızı. Arap zamkı.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

 

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen. Yerdomuzu. Borudişli. Yer domuzu.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Coniferous tree : İbreli ağaç. İğne yapraklı ağaç. Kozalakgiller familyasına ait olan yaprak dökmeyen kozalaklı ağaç.

Wood : Koru. Ağaçlık. Ağaç. Tahta. Küçük orman. Ahşap. Sertleşmiş ölü ksilem hücrelerinden oluşmuş karmaşık yapı. Ağaçlandırmak. Odun.

Yew synonyms : austrotaxus spicata, taxus cuspidata, english yew, california nutmeg, torreya taxifolia, family taxaceae, florida yew, stinking cedar, western yew, new caledonian yew, japanese yew, taxus brevifolia, torrey tree, white berry yew, taxaceae, old world yew, pseudotaxus chienii, torreya californica, pacific yew, california yew, taxus baccata, nutmeg yew, stinking yew, taxus floridana, yews, a cell, a protein, abiotic environment, a site, a chromosome, abambulacral area, aardvarks, abductor muscle.

Yew ingilizce tanımı, definition of Yew

Yew kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a yew whipstock. Of or pertaining to yew trees. An evergreen tree (Taxus baccata) of Europe, allied to the pines, but having a peculiar berrylike fruit instead of a cone. It frequently grows in British churchyards. [Bakınız: Yaw]. Made of the wood of a yew tree.