Yoraklatmak nedir, Yoraklatmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kazma, bel ve benzerleri nin ağzını çelikletmek: Kazmayı demirciye götür yoraklattır.

Yoraklatmak tanımı, anlamı

Yora : Un değirmenlerinde, üstteki taşın çevreye fırlattığı un. Kırıntı. Eğitim, incelik

Yorak : Un değirmenlerinde, üstteki taşın çevreye fırlattığı un. [Bakınız: yora]. Değirmen taşının çevresindeki un kanalı. Mest, çapula, yemeni gibi ayakkabılara vurulan meşin yama. Yama. Köşkerin kullandığı tabaklanmış deri, deri parçası. Ayak kabıya vurulan pençe. Araba tekerinin parmaklığı. Çevre (ağız için sövgüde kullanılır). Ağız çevresinde kuruyan tükrük. Dudakların birleştiği köşe. Kıyı, yakın çevre: Bir yorağa çekil hayvan çiğnemesin. Yatkınlık, alışkanlık. Yama (genellikle ayakkabı için). Ayakkabıların üst yüzüne vurulan yama. (Tepecikköy Tavşanlı Kütahya). Kapı sürgüsü. (Fındıkoluk Bilecik). Kağnı tekerini oluşturan ağaç kısımlardan herbiri. (Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta).

Demirci : Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse. Manisa iline bağlı ilçelerden biri.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Götür : Gider.

Kazma : Kazmak işi. Toprağı kazıp kaldırma, düzeltme vb. işlerde kullanılan ağaç saplı demir araç. Kazılarak yapılmış. Kaba, görgüsüz (kimse).

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Çelik : Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Çeli : Mısır sapı: Tarladan bu çelileri toplattırmak lâzımdır. Keçi yavrusu: Çeli küçük iken sevilir. Dalga taşıyıcı ortamın sürücü kaynağa karşı gösterdiği hızla oranlı direni kuvvetinin oranlıluk değişmezi.

Bel : İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.

 

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Yontulmuş kukla anlamı nedir?

İngilizce'de Yontulmuş kukla ne demek ? : carved wood