Zaviye nedir, Zaviye ne demek

Zaviye; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Köşe.
  • Küçük tekke
  • Anlayış, görüş, bakış açısı.
  • Açı.

"Zaviye" ile ilgili cümle

  • "Dipteki zaviyeden içeriye doğru veranda şeklinde bir girinti yapıp salonun cumba köşesine dayanır." - H. F. Ozansoy
  • "Herkes etrafındakilere hususi bir zaviyeden, sırf kendi görüşüyle bakıyor." - H. C. Yalçın

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) Küçük tekke. a. bk. dergâh.

Tarih'teki anlamı:

Tekkenin küçüğü.

Kervansarayların seyrek bulunduğu yerlerle geçit ve derbentlerdeki konak yerlerine verilen ad.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sinop ilinde, Ayancık ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Zaviye tanımı, anlamı:

Zaviyevi : Açısal.

Küçük : Niteliği aşağı olan, bayağı. Geri aşamada. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Yaşı daha az olan. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Küçük abdest.

Tekke : Hapishane. Esrar içilen üstü kapalı yer. İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer. Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh.

Anlayış : Hoş görme, hâlden anlama. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite. Anlama işi, telakki. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.

 

Görüş : Görme işi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi.

Bakış : Bakma işi.

Köşe : Bıyığı, sakalı çıkmayan (erkek). Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri.

Açı : Tadı bu nitelikte olan. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk).