Çakırlaşmak nedir, Çakırlaşmak ne demek

  • Çakırkeyif olmaya başlamak.
  • Olgunlaşmaya yüz tutmak

Yerel Türkçe anlamı:

Yarı olgunlaşmak.

Çakırlaşmak anlamı, tanımı:

Çakır : Şarap. Açık mavi, hareli ela (göz). Çakırdoğan.

Çakırkeyif : Yarı sarhoş bir durumda. Yarı sarhoş.

Başlamak : Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Bir işe girişmek, harekete geçmek. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Görünmek.

Olgunlaşma : Olgunlaşmak işi.

Tutmak : Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir şey düşünmek. Alacağa veya vereceğe saymak. Ulaşmak, varmak. Uğramak. Bir kimsenin yerini almak. Başlamak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Sunmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Varsaymak, farz etmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Kaplamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bırakmamak. Yaklaştırmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Beklenen sonucu vermek. Sürmek, zaman almak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Hedef olarak almak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. İzlemek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. İş görebilmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. İşgal etmek. Benimsemek, beğenmek. Ele geçirmek, yakalamak. Sarmak, bürümek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Avlamak. Hizmetine almak veya kiralamak. Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Bağlamak. Kullanmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Kapatmak, sarmak.

 

Yüz : Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Utanma. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Nedeniyle, sebebiyle. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Yüzey. Yan, taraf. Kesici araçlarda ağız. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü.