Çekiç nedir, Çekiç ne demek

  • Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti
  • Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kilogram olan gülle.

"Çekiç" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Saldırmak onun içgüdülerinden biridir ve yöntemi çekiçle felsefe yapmaktır." - S. Birsel

Bilimsel terim anlamı:

Tokmak, sap ile tutaktan oluşan, 7.257 kg. ağırlığında, 11

5 cm. (tutağın içinden ölçüldüğünde) uzunluğunda atma aracı.

5 cm. -12

Bir sap ve ucuna takılmış metal bir ağırlıkla yapılmış, güçlü vuruş sağlayan aygıt.

İngilizce'de Çekiç ne demek? Çekiç ingilizcesi nedir?:

hammer

Fransızca'da Çekiç ne demek?:

marteau

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kastamonu şehrinde, Taşköprü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Çekiç hakkında bilgiler

Çekiç, çivi çakmak ve benzeri işlerde kullanılması yanında, madenleri dövmede de istifade edilen madeni bir alet.

Ekseri sapı tahtadan, bir ucu tokmaklı, bir ucu yassı madenden yapılmış olan bir el aletidir. Bir şeyi çakmak, dövmek, yassılaştırmak, ezmek için kullanılır. Kullanıldıkları yerler ve yapılış biçimlerine göre çok çeşitli isimler alırlar. Sosyalizmde işçi sınıfını sembolize eder.

 

Çekiç ile ilgili Cümleler

  • Ali Noel'de, oyuncak bir çekiç ve bir alet kutusu aldı.
  • Çekiç ve orak komünizmi simgeler.
  • Atmosfer ve sürtünme olmayan Ay'da, çekiç ve tüy aynı anda yere düşüyor.
  • Ali komşusundan bir çekiç ödünç aldı.
  • Ali kendisine saldırana çekiçle vurdu.
  • Bir çekiç olmadan bunu yapamam.
  • Kullandığın çekiç nerede?
  • Ona bir çekiç gerekli.
  • Çekiç nerede?

Çekiç kısaca anlamı, tanımı:

Çivi : Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum. İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.

Maden : Metal. Bu mineralden yapılmış. Uyuşturucu, esrar, eroin. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri. Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Maden ocağı veya maden işletmesi. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak.

Dövme : Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya). Dövmek işi. Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma. Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılmış olan yazı veya resim. Dövülerek yapılan.

Alet : Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Maşa. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç.

Çekiç atma : Çekicin en uzağa atılması temeline dayanan atletizm dalı.

Çekiçhane : Demir fabrikalarında makine ile çalışan çok ağır çekiçlerin bulunduğu yer.

 

Çekiç kemiği : Orta kulaktaki üç küçük kemikten biri.

Çekiç makinesi : Ayakkabı imalatında taban köşelerinin burun kısımlarını incelten ve köseleleri döverek düzelten bir makine.

Hava çekici : Basınçlı hava ile çalışan büyük çekiç.

İmdat çekici : Tehlike anında aracın camını kırıp dışarı çıkabilmek için aracın görünür bir yerinde bulundurulan kırma aleti.

Çekiçleme : Çekiçlemek işi.

Çekiçlemek : Çekiçle dövmek.

Örs ve çekiç arasında kalmak : Aynı derecede güçlü ve zorlu iki kişi veya düşünce arasında bulunmak.

Çakma : Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı. Taklit olan, sahte. Çakmak işi. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban.

Yaklaşık : Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî.

Metre : Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi. Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı.

Kilogram : Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi, kilo (kg).

Gülle : Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, erkekler için 7,257, kadınlar için 4 kilogram olan madenî küre. Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılmış olan top mermisi.

Çakmak : Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Vurarak sokup yerleştirmek. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Parıldamak, ışık vermek. Vurmak. Çivi ile tutturmak. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. İçki içmek. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. Sınavda başarısız olmak. Saplamak. Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Anlamak, bilmek.

Benzeri : Aynı.

Çekiç balığı : Köpek balıkları (Selachii) takımının, çekiç balığıgiller (Sphyrnidae) familyasından, 4-5 m uzunlukta, başı çekiç biçiminde, kül renginde, doğurarak üreyen, Tropik sularda ve Akdeniz'de yaşayan bir tür. Köpek balıklarından çekiç balığıgiller (Sphyrnidae) familyasından, 5 m uzunlukta olabilen, başı çekiç biçiminde, kül renginde, doğurarak üreyen, tropik denizlerde yaşayan bir tür. (Sphyrna zygaena) Köpek-balıkları (Selachii) takımının çekiç-balığıgiller (Sphyrnidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 4-5 m. Bası çekiç biçiminde olur. Külrengindedir. Doğurur. Tropik sularda ve Akdenizde yaşar.

Çekiç balığıgiller : Balıklar (Pisces) sınıfının, köpek balıkları (Selachii) takımının, yıldız omurlular (Asterospondyli) alt takımından, başları yan taraflarda çekiç biçiminde iki büyük çıkıntı taşıyan türlere sahip bir familya. Köpek balıklarından, başları yan taraflarda çekiç biçiminde iki büyük çıkıntı taşıyan türlere sahip bir familya.

Çekiç başlı uçarköpek : Yarasalar (Chiroptera) takımının, kanat ayaklıgiller (Pteropodidae) familyasından, 26 cm kadar uzunlukta, 1 m kadar kanat açıklığı olan, Afrika'da yaşayan bir memeli türü.

Çekiç başlı-uçarköpek : (zooloji)

Çekiç başlıgiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, leyleksiler (Ciconiiformes) takımının, balıkçıllar (Ardeae) alt takımından, sabah ve akşam alaca karanlığında faal olan, küçük hayvanlarla beslenen türlere sahip bir familya.

Çekiç boynu : Çekiç kemiğinin manubrium mallei'siyle caput mallei'si arasındaki boğum, kollum mallei.

Çekiç sapı : Çekiç tokmağını tutağa bağlayan tel.

Çekiç tokmağı : Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü.

Çekiç tutağı : Çekicin, tek parçadan ya da çift örgüden yapılmış, sert, oynaksız, atış sırasında esnemeyen tutma yeri.

Çekiç-balığıgiller : (Sphyrnidae), (Yun. sphyraina =çekiç) Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının köpek-balıkları (Selachii) takımının yıldız-omurlular (Asterospondyli) alt-takımına giren bir familyası. Başları yan taraflarda çekiç biçiminde iki büyük çıkıntı taşır. Çekiç balığı (Sphyrna zygaena) türü iyi bilinir.

Diğer dillerde Çekiç anlamı nedir?

İngilizce'de Çekiç ne demek? : n. hammer, tool with a hard solid head

Fransızca'da Çekiç : marteau [le]

Almanca'da Çekiç : n. Hammer

Rusça'da Çekiç : n. молот (M), молоток (M), молоточек (M)