Şaplama nedir, Şaplama ne demek

Şaplama; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Şaplamak işi

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tokat.

1.Bir şeyi sağlamlaştırmak için iki yandan vurulan destek. 2.Çatılarda, kirişlerle babayı bağlayan kordonlar.

Bulgur, soğan, et ve domates salçası karışımından yapılan ızgara köfte.

Bir çeşit kumaş.

Hayvanlarda görülen şap hastalığı.

İri kulaklı keçi.

Şap ve tuzla tabaklanmış deri.

Bir nesneyi sağlamlaştırmak için iki yanına vurulan destek.

Teknik terim anlamı:

Ayakkabıların tarak kısmına eklenen parça. (Ankara).

Şaplama anlamı, kısaca tanımı

Şapla : Adaçayı. Tarlalarda biten bir ot. El genişliğinde. Uzun ve düzgün boynuzlu öküz. Tokat. [Bakınız: şabla]

Şaplamak : “Şap” diye ses çıkarmak. Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak. Bir yapının tabanını ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak. 1.Sepicilikte deriyi şap ile işlemden geçirmek. 2.Boyanacak yünü önce şapla kaynatmak. Mıhlamak. Koyun, keçi derilerini yaşken şap ekerek bekletmek (sepicilikte).

Domates salçası : Yemeklere tat ve lezzet vermek için domatesten yapılmış olan salça.

Sağlamlaştırmak : Sağlam bir duruma getirmek, pekiştirmek.

Sağlamlaştırma : Sağlamlaştırmak işi.

Şap hastalığı : Sığırlarda, ağız ve tırnaklar arasında kabarcıklar görünmesi ve yüksek ateşle beliren, genellikle arıza bırakan bulaşıcı hastalık.

 

Izgara köfte : Kıyma ve özel baharatların karıştırılıp yoğrulmasıyla hazırlanan, ızgarada pişirilen bir köfte türü.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

İri kulak : İri kulaklı güneş balığı.

Bağlayan : Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştiren.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Hastalı : Hastalıklı.

Domates : Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum). Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü.

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Ayakkab : Ayakkabı.

Kulaklı : Kulağı herhangi bir biçimde olan. İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb. Kulağa benzer çıkıntısı olan. Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan.

Kordon : Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. Göbek bağı. Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç. Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi. Kıyı şeridi. Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı. İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü.

 

Domate : Domates.

Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

Diğer dillerde Şapkalımantarlar anlamı nedir?

İngilizce'de Şapkalımantarlar ne demek ? : cap fungi