Çırpıcı nedir, Çırpıcı ne demek

  • Çırpma işini yapan kimse ya da şey.
  • Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse.
  • Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser

Yerel Türkçe anlamı:

Hırsız: Ahmet köyün çırpıcısı.

Zeytin toplama işçisi.

Çamaşırcı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Gıda maddelerini veya uygun materyalleri karıştırmaya, çırpmaya yarayan alet, mikser.

Diğer sözlük anlamları:

Bez dokunduktan sonra yıkayıp ağartan kimse

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: karıştırıcı]

İngilizce'de Çırpıcı ne demek? Çırpıcı ingilizcesi nedir?:

mixer

Çırpıcı hakkında bilgiler

Çırpacak ya da Çırpıcı, Çırpma teli, kek hamuru, yumurta ve diğer malzemeleri çırpıp karıştırmaya yarayan mutfak aleti. Çoğunlukla birkaç telin bükülüp sap takılmasıyla yapılır. Metal yerine plasik ya da bambu kamışı kullanıldığı da olur. Aynı işi gören mikser ile karıştırmamak gerekir.

Çırpıcı anlamı, tanımı:

Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.

Alet : Maşa. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

 

Çırpı : Çok zayıf. Dal, budak kırpıntısı. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.

Çırpma : Çırpmak işi. Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılmış olan dikiş biçimi.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Yazma : Yazmak işi, tahrir. Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez. Kabakulak. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap, yazma nüsha. Bu bezden yapılmış.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Boya : Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

Deniz : Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.

Pişirme : Pişirmek işi.

Hamur : İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Kâğıtta tür, nitelik. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Öz, asıl, maya.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

 

Çırpıcı çoğanı : Çırpıcıların keten yıkamakta kullandıkları suda eriyen bir taştır

Çırpıcılar : Uşak kenti, Ulubey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Çırpıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Çırpıcı ne demek? : n. beater

Fransızca'da Çırpıcı : mixeur [le]