Öğse nedir, Öğse ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ucu yanmış odun parçası.

Ökseotu.

Asmalara böcek dadanmaması için sürülen yapışkan sıvı.

Öğse anlamı, tanımı

Öğsee : Ucu yanmış odun parçası

Öğseğe : Ucu yanmış odun parçası.

Öğseği : Ucu yanmış odun parçası. Yarı yanmış odun parçası.

Öğsemek : Dalmak, saldırmak : Koyun ekine öğsedi. Dişi hayvan çiftleşmek istemek. Özlemek, iştiyak duymak.

Öğsen : Olur, elbette.

Öğseü : Ucu yanmış odun parçası.

Öğsevi : Ucu yanmış odun parçası.

Öğsevü : Ucu yanmış odun parçası.

Öğseyin : Olur, elbette.

Yapışkan : Yapışma özelliği olan. Yapıştırıcı. Gitmek bilmeyen.

Dadanma : Dadanmak işi.

Ökseotu : Ökseotugillerden, elma, armut, kiraz, erik, kavak, meşe gibi ağaçlar üzerinde yarıasalak yaşayan çiçekli bitkilere örnek tür.

Böcek : Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.

Dadan : Eski türkçe tatgan: Alışmak, sürekli gitmek (Erzincan Merkez). Dadanmak.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

 

Yapış : Yapma işi.

Böce : Böcü. Börülce. Bit. [Bakınız: böcü]. Sırtlan. [Bakınız: böcük]. [Bakınız: böbö]. Kurt. Böcek, akrep, çıyan, örümcek v.s. Fasulye. Bu gece. Böcek.

Dada : Büyük kardeş, ağabey. Bebek, bir aylıktan iki yaşına kadar olan çocuk. Hala. Teyze. Yaşlı kadınlara saygı hitabı olarak kullanılır. Delikanlılara hitap olarak kullanılır. [Bakınız: dadal]. Dilsiz. [Bakınız: dadak]. Küçük çocuklara verilen ufak tefek hediyeler. Birini oyalamak, kandırmak için söylenen tatlı söz, gösterilen iyilik, verilen yiyecek: Bu söze inanmam ağzıma dada çalıyor. Yemek. Küçük çocuklara verilen tatlı yiyecekler, tatlı. Çocuk maması. Ahmak, saf, bön, şaşkın, sersem. Bebek, küçük çocuk. Balıkesir kenti, Kireç bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Sürü : Evcil hayvanlar topluluğu. Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü. Birlikte yaşayan hayvan topluluğu. Yönlendirilebilen insan topluluğu.

Diğer dillerde Öğretmenler toplantısı anlamı nedir?

İngilizce'de Öğretmenler toplantısı ne demek ? : faculty meeting