Immediate türkçesi Immediate nedir

  • Acil.
  • Dolaysız.
  • En yakın.
  • Şimdiki.
  • Hemen.
  • Derhal.
  • Mübrem.
  • Yakın.
  • Doğrudan.
  • Derhal olan.
  • En yakın olan.
  • Hazır.
  • Acele.
  • Hemen ardından gelen.
  • Çabuk.
  • Şu an ki.
  • Anlık.
  • Araçsız.

Immediate ile ilgili cümleler

English: It was an immediate success.
Turkish: Bu anlık bir başarıydı.

English: Ali couldn't make an immediate decision.
Turkish: Ali hemen karar veremedi.

English: How immediate is the danger?
Turkish: Tehlike ne kadar acil?

English: McKinley demanded an immediate ceasefire in Cuba.
Turkish: McKinley Küba'da acil bir ateşkes istedi.

English: Are you in immediate danger?
Turkish: Sen yakın tehlike içinde misin?

Immediate ingilizcede ne demek, Immediate nerede nasıl kullanılır?

Immediate access : Ani erişme. Çabuk erişim. Anında erişim. Anlık erişim.

Immediate action : Anında eylem. Doğrudan eylem. Acil eylem. Anlık eylem.

Immediate address : Mutlak adres. Anlık adres. Dolaysız adres. Çabuk adres. Hazır adres.

Immediate addressing : Yerinde adresleme. Anında adresleme. Çabuk adresleme.

Immediate cause : Bir şeye doğrudan yol açan neden. Sonuçla doğrudan ilişkisi olan sebep.

Immediate entry : Anında giriş. Gecikmeden gelme. Hemen giriş. Acil giriş.

Immediate constituent : Birincil kurucu. Dolaysız kurucu.

Immediate family : Birinci dereceden akrabalar. Birinci dereceden akrabalık. Birinci dereceden akraba. Birinci derece akraba. En yakın akraba. Ebeveynler ve çocuklar. En yakın aile bireyleri. Birinci dereceden yakınlar.

 

Immediate effect : Anında etki. Ani etki. Hemen etki. Anlık etki. Doğrudan etki.

Immediate liquidity level : Anlık likidite seviyesi. (muhasebe) anında nakit seviyesi. Bir şirketin borçlarıyla karşılaştırmalı nakit endeksi ve nakit değeri (kısa dönemde finansal istikrarı değerlendirmek için kullanılır).

İngilizce Immediate Türkçe anlamı, Immediate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Immediate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

First thing : İlk konu. Ajandadaki ilk şey.

Content : Olumlu oy miktarı. Olumlu. Esas. Tatmin etmek. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Bir şeyin içinde bulunan. konuşma ya da yazıda sunulan düşünce, bilgi ve görüşlerin bütünü. bir öğretim programında üzerinde durulması ya da işlenilmesi istenilen etkinlikler, üniteler ve konular. konu. Memnun. Doyurmak. Öz. Hoşnut.

Close to : Hemen hemen. Yakından. Başucunda. -e yakın.

Cryings : Göze çarpan. İğrenç. Ağlama. Ağlayan. İvedi. Çığlık. Apaçık. Büyük.

Zero in : Konsantre etmek. Sıfırlamak. Toplamak.

Finished : Cilalı. İşlenmiş. Mükemmel. Tam. Bitmiş. Tamam. Mafiş. İmalatı tamamlanmış. Sona ermiş. Tamamlanmış.

Intellects : Zeki kimse. Zihin gücü. İntelekt. Akıl sahibi. Akıl. Zeka. İdrak kabiliyeti. Akıllı kimse. Zihin.

Analogous : Analog. Paralel. Örneksel. Analojik. Benzer. Köken bakımından değişik olmakla beraber aynı görevi yapan yapılardan her biri. örnek: midye ve balık solungaçları gibi. Benzeşen. Kıyas edilebilir.

 

Tricentennials : 300'üncü yıl yıldönümü kutlaması.

At any moment : Neredeyse. Her an.

Immediate synonyms : expeditions, handy, actual, at short notice, fleeter, closer, close range, the present, in a twinkling, adhoc, available, hastes, festinate, fleeted, fleetest, handiest, as soon as, intellect, firsthand, directs, by, fleetingly, expedition, inevitable, casualty department, at the drop of a hat, direful, present day, fair and square, akin, dire, flying, connate.

Immediate zıt anlamlı kelimeler, Immediate kelime anlamı

Distant : Soğuk. Mesafeli. Samimiyetsiz. Irak (yer). Ağır. Uzaktan. Uzakta. İlgisiz. Uzak. Irak.

Mediate : Araya girmek. Aracılık etmek. Aracı olmak. Vasıta olmak. Arabuluculuk etmek. Orta. Tavassut etmek. Dolaylı ilgisi olan. Ara bulmak. Ara.

Immediate antonyms : mediacy.

Immediate ingilizce tanımı, definition of Immediate

Immediate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Close. Proximate. As, immediate contact. Not separated in respect to place by anything intervening.