In debt türkçesi In debt nedir

  • Borçlu.
  • Para borcu olan.
  • Borcu olan.

In debt ile ilgili cümleler

English: He is deeply in debt now.
Turkish: O, şimdi don derece borçlu.

English: Ali was badly in debt for a while, but he's on his feet again.
Turkish: Ali bir süre fena hâlde borç içindeydi ama tekrar kendi ayakları üzerinde duruyor.

English: I am in debt to him for 1,000 yen.
Turkish: Ona 1,000 yen borçluyum.

English: He's in debt to the bank because he bought that big house.
Turkish: O büyük evi satın aldığı için bankaya borcu var.

English: I'm in debt to my uncle for $10,000.
Turkish: Amcama 10,000 dolar borçluyum.

In debt ingilizcede ne demek, In debt nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri doğru yönelen. Tutulan. Halinde. İçine. Dahili. İç. De. Gelmiş olan. İçinde. Mevsimi gelmiş.

Debt : Borçlu olma. Alacak. Suç. Matlup. Zimmet. Sözleşmede üstlenilen yükümlülük. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. İki ya da daha çok kişi arasındaki karşılıklı yükümlülük. Borç. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Be in debt : Borçlu olmak. Borçlanmak. Borç içinde olmak.

Go in debt : Boçlanmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad light : Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta.

 

In a bad fix : Zor bir halde. Zor bir durumda. Zor durumda. Sıkıntıda.

İngilizce In debt Türkçe anlamı, In debt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In debt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Borrower : Ödünç alan kimse. Borç alan kimse. Kredi alan. Ariyet alan. İstikraz eden. Borç alan. Borç para alan kişi. Müstakriz.

In hock : Hapishanede. Hapiste. Rehinde.

Drawees : Keşide edilen. Üzerine poliçe çekilen kişi veya banka. Senet alan kimse. Üzerine poliçe keşide edilen kişi. Poliçe muhatabı. Havale alan. Çekin adına kesildiği kişi. Muhatap. Poliçeyi ödeyecek olan. Keşideci.

Beholden : Minnettar. Medyun.

Debtor : Borç hanesi. Müşteri. Verecekli. Borç alan. Pay borçlusu.

Debited : Borçlu duruma getirilmiş. Borç olarak kaydedilmiş.

Obligator : Yükümlü. Mecbur eden kimse. Zorlayan kimse. Zorunda bırakan kimse.

Drawee : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Karşıt. Poliçe muhatabı. Poliçeyi ödeyecek olan. Çekin adına kesildiği kişi. Üzerine poliçe keşide edilen kişi. Muhatap. Havale alan. Poliçe keşide edilen kişi.

Obliger : İyilik eden kimse. Zorlayıcı. Taahhüt altına girmiş borçlu.

In the red : Sinyal seviyesi çok yüksek ve arızaya neden olabilir. Borç içinde. Zararda.

In debt synonyms : indebted, debitor, obliged, obligers, debtors.