In fashion türkçesi In fashion nedir

In fashion ile ilgili cümleler

English: A socialite is a person who is well known in fashionable society and is fond of social activities and entertainment.
Turkish: Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.

English: Long dresses have come in fashion this year.
Turkish: Uzun elbiseler bu yıl moda oldu.

English: Long skirts were in fashion in those days.
Turkish: O günlerde uzun etekler modaydı.

English: What's in fashion in Paris?
Turkish: Paris'te moda nedir?

English: Black coats are in fashion this winter.
Turkish: Siyah ceketler bu kış moda.

In fashion ingilizcede ne demek, In fashion nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri. İçeri doğru yönelen. İktidardaki. De. Dahili. İç. İçinde. Gelmiş olan. Olarak. Halinde.

Fashion : Kılık kıyafet. Yapmak. Üslup. Oluşturmak. Meydana getirmek. Şekil vermek. Giyim, ev, konuşma, sanat, dinlenme-eğlenme gibi kimi ekin öğelerinin biçiminde (çoğunlukla bu biçimin ayrıntılarında) sık sık ortaya çıkan kısa süreli ve toplum ya da. küme içinde az çok onay görüp izlenen değişiklikler. Tarz. Yüksek tabaka. Dış görünüş.

Be in fashion : Gözde olmak. Moda olmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

 

In a bad fix : Zor durumda. Zor bir durumda. Zor bir halde. Sıkıntıda.

In a bad mood : Kötü bir ruh halinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Aksiliği üzerinde. Aksiliği üstünde.

In a bad light : Kötü bir ışıkta. Negatif bir yolla. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıklı.

İngilizce In fashion Türkçe anlamı, In fashion eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In fashion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Methods : Metod. Usul. Yöntem. Yöntemler. Düzen.

Boomer : Trend. Yetişkin erkek kanguru. Büyük dalga. İri erkek kanguru. Göçmen işçi. Hızlı ekonomik gelişme gösterilen dönem. Bumerang. Balistik füze denizaltısı. Ekonomik büyüme dönemi.

Mode : Üslup. Usul. Tepedeğer. Kip. Tel, yay, kovuk ya da dalgalı akım cevrimi gibi titreşebilen yapıların değişiksıktıkta titreşim biçimleri. Bir dizi ya da dağılımda en yüksek sıklık gösteren ve dağılımın dizgesinde tepe noktasına karşılık olan değer. Yüklemin bildirdiği zamanı görülen geçmişe, duyulan geçmişe ve dilek şart kipine aktararak elde edilen birleşik fiil kipi. bil-iyor-du, bil-iyor-muş, bil-ir-se gibi. bu örneklerde, fiildeki oluş ve kılışı şimdiki zamandan geçmiş zamana ve şarta aktararak fiilin tarzını oluşturan öge eski er- fiilidir: bil-e-yorur er-di > bil-iyor-du, kel-miş er-di > gel-miş-ti, tut-ar er-se >tut-ar-sa vb. Mod. Birbirine karışmadan incelenebilen titreşim ya da devinim biçimlerinden her biri.

Favorites : Sık kullanılanlar. Favori. Sevgili.

One of us : İçimizden biri. Ait olan. Kabul edilmiş. Bizden biri.

 

In demand : Talep gören. Revaçlı. Rağbet gören. Rağbet edilen. Aranılan. Rağbette. Çok aranan.

Groovier : Harika. Klişeleşmiş. On numara (müthiş). Geleneksel. Mükemmel. Modern. Süper.

Fashionable : Asortik. Revaçta olan. Kibar. Rağbette olan. Moda olan. Şık. Sosyetik.

Modalities : Şekil. Usuller. Yöntem.

Hetaira : Metres. Cariye. Kapatma (antik yunanistan'da). Metreslik.

In fashion synonyms : minioning, fanciest, all the rage, chics, dashy, dearest, faddish, modus, dashier, popular, fads, fashions, well liked, in style, haute, modality, cult, hipper, groovy, genres, grooviest, blue boy, fashioned, fancy, pet, manner, preferred, method, fashion, genre, mood, favorite, fad.