In position türkçesi In position nedir

  • Mevzide.
  • Tam yerinde.
  • Ateşe hazır.
  • Yerinde.
  • Tam uygun durumda.
  • Gerekli konumda.

In position ile ilgili cümleler

English: Ali is in position.
Turkish: Ali görevde.

English: Is everything in position?
Turkish: Her şey yerinde mi?

English: All the players were in position.
Turkish: Bütün oyuncular yerlerindeydi.

English: I'm in position.
Turkish: Yerimdeyim.

English: Is Ali in position?
Turkish: Ali yerinde mi?

In position ingilizcede ne demek, In position nerede nasıl kullanılır?

In : De. İç. Da. Gelmiş olan. Tutulan. İçeri doğru yönelen. Halinde. İçine. Olarak. İktidardaki.

Position : Hayvanlardan radyolojik görüntü alınırken belirli bir organ ve bacaklar için istenen duruş biçimi. vaziyet. Statü. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Makam. Durmak (bir yerde). Taneciğin yeri, bunu veren konsayılar. Mevki. Sav. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, jimnastik, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Konum.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir durumda. Zor durumda. Zor bir halde. Sıkıntıda.

In a bad light : Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta.

In a bad temper : Öfkeli olarak. Öfkeli. Öfkesi burnunda. Kızgın. Kızgınca. Sinirli. Burnundan soluyan. Sinirli olarak.

 

In a bad mood : Aksiliği üstünde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Kötü bir ruh halinde. Aksiliği üzerinde. Can sıkıcı bir ruh halinde.

İngilizce In position Türkçe anlamı, In position eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In position ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apter : Eğimli. Uygun. Zeki. Eğilimli.

Apt : Zeki. Yatkınlık. Eğimli. Kavrayışlı. Yetenekli. Muhtemel. Yatkın. Mümkün.

Answerable : Mesul. Cevap verilebilir. Uygun. Cevaplanabilir. Sorumlu. Yükümlü.

Congruous : Uyumlu. Münasip. Uygun. Ahenkli. Yakışır.

Applicable : Uygulanabilir. Geçerli. Bağıntı kurmak. Kılgın. İlgili. Uyarlanabilir. Yürürlükte bulunmak. Uygun.

At full cock : Tam kurulu (silah). Tetikte. Tam kurulu silah.

Calculated : Tahmini. Muhtemel. Hesaplanmış. Hesaba katılmış. Hesaplı. Uygun. Mutasavver. Hesaplanan.

Aptly : Uygun olarak. Ustalıkla. Uygun bir şekilde.

Pat : Hafifçe vurma. Yumuşakça vurmak (takdir veya sevgi belirtisi olarak). Tam zamanında. Hafifçe vurmak. Hafifçe vurarak okşamak. Okşama. Elle vurmak. Münasip. Elle hafifçe vurmak.

Aptest : Çabuk kavrayan. Eğilimli. Uygun. Yetenekli. Muhtemel. Yatkın. Mümkün. Yatkınlık. Eğimli.

In position synonyms : braw, to the point, apposite, apropos, condign, on the spot, befitting, conformable, seasonable, congruent, becoming.