In the money türkçesi In the money nedir

In the money ile ilgili cümleler

English: None of the money was left in the money box.
Turkish: Para kutusunda hiç para kalmadı.

English: He is in the money.
Turkish: O, çok para kazanıyor.

English: He's in the money.
Turkish: Onun parası var.

English: I heard you're raking in the money.
Turkish: Çok para kazandığını duydum.

In the money ingilizcede ne demek, In the money nerede nasıl kullanılır?

In : Olarak. İçeri doğru yönelen. Gelmiş olan. Çok moda olan. Tutulan. İç. İktidardaki. Da. De. Halinde.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Money : Akçe. Patpat. Servet. Bedel. Mangır. Ücret. Nakit. Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık. Arpa. Para kırmak.

In the abstract : Kavram olarak. Genel olarak. Teoride. Kuramsal olarak. Nazari olarak.

In the act : Çalışır halde. İşbaşında. Cinsel ilişki sırasında. Eylem halinde. Suçüstü. Eylemde.

In the ascendant : Egemen olan. Egemenliği artan. Hüküm süren. Gücü artan. Etkinliği artan. Etkin olan. Yıldızı parlayan.

 

In the altogether : Anadan doğma. Anadan doğma çıplak. Dımdızlak. Çıplak. Anadan üryan. Tamamen çıplak. Çırılçıplak.

In the ascendent : Hüküm süren. Etkin olan. Egemen olan.

In the arms of morpheus : Uykuda.

In the back : Arkadan.

İngilizce In the money Türkçe anlamı, In the money eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In the money ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bonanza : Beklenmedik zenginlik. Refah. Zengin maden. Beklenmedik kazanç. Bolluk. Kazanç kaynağı. Çok karlı iş. Zengin maden yatağı. Zengin maden damarı.

Heeled : Ökçeli. Topuklu. Para babası.

Paid : Verginli. Ödenen. Ödenmiş. Ödendi. Ücretli. Maaşlı.

Wealthiest : Varlıklı. En zengin. Bol.

Loaded : Çakırkeyif. Yüklenmiş. Para babası. Hileli (zar). Kafası dumanlı. Dolu. Doldurulmuş. Hileli.

Mercenary : Çıkarcı. Ücretli. Parayla tutulmuş asker. Paralı asker. Ücretli asker. Paragöz. Paralı asker (yabancı orduda hizmet eden). Para karşılığında yabancı bir devlet hesabına çalışan asker.

Richest : Anlamlı. Bereketli. Gür. Pahada ağır. Değerli. Komik. En zengin. Nükteli. Canlı (renk).

Coin operated : Bozuk parayla çalışan.

Affluents : Bol. Refah içinde. Çok. Bir nehrin ayağı. Hali vakti yerinde. Gürül gürül akan. Varlıklı. Gönençli. Irmak ayağı.

Remunerative : Ödüllendirici. Paralı (iş). Yararlı. Kazançlı. Karlı. Bol paralı. İyi para getiren. Verimli. İkramiyeli.

In the money synonyms : fertile, bonanzas, affluent, rich, richer, opulent, in the chips, deep pocket, moneyed, in clover, generous, monied, minted, paying, mercenaries, wealthier, forehanded.