In the very act türkçesi In the very act nedir

  • Çalışırken.
  • Bir işi yerine getirirken.
  • İşbaşında.
  • Eylem halinde.
  • Faaliyet halinde.

In the very act ile ilgili cümleler

English: He was detected in the very act of stealing.
Turkish: O, tam çalma anında tespit edildi.

In the very act ingilizcede ne demek, In the very act nerede nasıl kullanılır?

In : Çok moda olan. İç. İçeri doğru yönelen. Mevsimi gelmiş. Da. Halinde. İktidardaki. İçinde. İçeri. Dahili.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Very : Mutlak. Hatta. Tam. En. Belirli. Çok. Gayet. Bile. Salt. Tıpkısı.

Act : Eylem. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Yapmak. Oynamak (rol). Etki. Oynamak. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Numara yapmak. Etki etmek. Numarası yapmak.

In the very midst of : -nın ortasında. -nın tam orta yerinde. -sı tarafından kuşatılmış.

In the very nick of time : Tam vaktinde. Tam zamanında. Son dakikada. Son anda.

In the abstract : Kavram olarak. Kuramsal olarak. Nazari olarak. Teoride. Genel olarak.

In the act : Çalışır halde. İşbaşında. Eylemde. Eylem halinde. Cinsel ilişki sırasında. Suçüstü.

 

Caught in the very act : İş üstünde yakalanma. Bir şuç işlerken anlama yada kavrama.

İngilizce In the very act Türkçe anlamı, In the very act eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In the very act ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In flagrante delicto : Cürmü meşhut halinde. Suçüstü. Bir suç işlenirken. İş üstünde. Bir suçun işlendiği anda.

On the fly : Uçarken. Planlamadan. Havada iken. Sürekli değişen (içeriğin devamlı değiştirildiği web sitelerine ilişkin). Havada. Çalışma sırasında. Aklına estiği gibi. Hazırlıksız. Anında.

In the act : Eylemde. Çalışır halde. Suçüstü. Cinsel ilişki sırasında.

On the job : Görev başında. Görevde. İş üzerinde. İş başında. İnce iş üzerinde. İş ile ilgili. (cinsel vb) iş üzerinde.

In gear : İşe koyulmaya hazır. Düzenli. Meşgul. Viteste. İşler halde. İşe hazır. Faaliyet durumunda.

At work : İşte. Geçerli olan. İş başında.

In commission : Çalışıyor halde. İşe hazır. İş üstünde. Vazifeye hazır. Sefere hazır. Sefere hazır (gemi). Çalışan vaziyette. Çalışmaya hazır.

In action : Savaş halinde. Hareket halinde. Muharebe halinde. Bir çeşit operasyonun ortasında.