In commission türkçesi In commission nedir

  • Sefere hazır (gemi).
  • İşbaşında.
  • Vazifeye hazır.
  • Çalışıyor halde.
  • İşe hazır.
  • Çalışan vaziyette.
  • İş üstünde.
  • Sefere hazır.
  • Çalışmaya hazır.

In commission ingilizcede ne demek, In commission nerede nasıl kullanılır?

In : Çok moda olan. İç. De. İçeri. Olarak. İçine. İçeri doğru yönelen. Halinde. İçinde. İktidardaki.

Commission : Talimat. Bir ticari işlemin gerçekleştirilmesine aracılık eden kişiye hizmeti karşılığında işlem tutarının belli bir oranında yapılan ödeme. Mahvetmek. Hizmete sokmak. Görevlendirme. Ismarlama. Görev vermek. Terfi. Komisyon. Memur etmek.

Evidence in commission : Bunu yapmaya yetkili biri tarafından mahkeme salonu dışında bir araya getirilen (toplanan) delil veya şahit ifadeleri.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir durumda. Zor bir halde. Zor durumda.

In a bad light : Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta. Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla.

In a bad mood : Can sıkıcı bir ruh halinde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Aksiliği üstünde. Aksiliği üzerinde. Kötü bir ruh halinde.

İngilizce In commission Türkçe anlamı, In commission eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In commission ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

In the act : Eylem halinde. Eylemde. Çalışır halde. Cinsel ilişki sırasında. Suçüstü.

On the job : İş başında. Görevde. İş üzerinde. Görev başında. İş ile ilgili. İnce iş üzerinde. (cinsel vb) iş üzerinde.

In flagrante delicto : Eylem halinde. Bir suçun işlendiği anda. Bir suç işlenirken. Suçüstü. Cürmü meşhut halinde.

In the very act : Faaliyet halinde. Bir işi yerine getirirken. Eylem halinde. Çalışırken.

In harness : İş başında. Çalışmakta. Görev başında.

In gear : Viteste. İşler halde. Faaliyet durumunda. Eylem halinde. İşe koyulmaya hazır. Meşgul. Düzenli.

Outbounds : Giden. Ayrılma yönünde. Limandan ayrılan. (gemi) limandan ayrılan. Uçuşa geçen. Bir yolculuğun nihai varış noktasına giden kısmı. Dışarı giden.

On call : Beklemede olan. İstek üzerine yapılan (iş görev). Hazır. Kullanıma hazır. Amade. Emre hazır. Bekletilmekte olan. Göreve hazır.

Outbound : Bir yolculuğun nihai varış noktasına giden kısmı. Ayrılma yönünde. Limandan ayrılan. Yurt dışına giden. (gemi) limandan ayrılan. Uçuşa geçen. Giden. Dışarı giden.

On hand : Elde bulunan. Mevcut. El altında. Elde. Hazır. Eldeki. Hazırda. Birikmiş.