Induction türkçesi Induction nedir

  • Emme.
  • Elektrikleme.
  • Resmen göreve başlatma.
  • İndükleme.
  • Herhangi bir olayı başlatma, belli bir etken yardımıyla herhangi bir olayın başlamasına neden olma. bakteri hücrelerinde substrat varlığında o substrata özgü enzim veya enzimlerin üretiminin artması. düzenleyici bir proteinin etkinliğini değiştirmek için bir genin ekspresyonundaki artış. anesteziye giriş, anestezinin başlangıç evresi.
  • İrgitim.
  • Askere alma.
  • Giriş.
  • Neden olma.
  • Mıknatısla ya da kıvıl bir alan etkisiyle bir özdek içinde ucayların oluşması. mıknatıs alanı değişirken kıvıl alan ya da akım oluşması.
  • İndüksiyon.
  • Tümevarım.
  • Escherichia coli hücrelerinde, substrat varlığında o substrata özgü enzimin ortaya çıkması. örnek: ortamda laktozun varlığında birkaç dakikada 5000 molekül beta galaktozidaz enziminin meydana gelmesi.
  • İrkilim.
  • Göreve başlatma.
  • Bir çevrimden geçen mıknatıssal akının değiminin, o çevrimde uyardığı yük-süren kuvvet, anlamdaş doğuşum.
  • Özelden genele, tikelden tümele giderek ya da olguların gözleminden genelliklere vararak bilgi üretme yöntemi.
  • Başlatma.
  • Atama.
  • Biyoloji, fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Herhangi bir olayı başlatma, belli bir etken yardımıyla herhangi bir olayın başlamasına yardımcı olma. elektrikle yüklü bir cismin diğer bir cisme teması sonucu o cisimde de elektrik akımı oluşturması, elektrikleme, indükleme.
  • Göreve getirme.
  • Tetikleme.
  • Eyletme.
  • Tek tek olgulardan genel önerilere geçmek üzere izlenen düşünme ve inceleme yolu. mantıkçılara göre öncüllerinin doğruluğu sonucunun doğruluğunu olasılı kılan çıkarım biçimi.
  • Bir molekülde bulunan kümenin yakınına ucaylı bir küme katarak, elektron düzenini ve kimyasal tepkenliğini değiştirme.
  • İleri sürme.
 

Induction ile ilgili cümleler

English: I broke my gas-powered rice cooker so I got an induction rice cooker instead.
Turkish: Gazlı pilav pişireceğini bozdum bu yüzden onun yerine indüksiyonlu pilav pişirici aldım.

Induction ingilizcede ne demek, Induction nerede nasıl kullanılır?

Induction accelerator : İndüksiyon hızlandırıcı.

Induction coil : Endüksiyon sargısı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Doğuşturma sargısı. İndüksiyon bobini. Endüklem kangalı. Ruhmkorff bobini. Endükleme bobini. Düşük bir doğru gerilimi yükselten boş göbekli bir tür dönüştüreç. birincil kangaldaki akım açılıp kesildikçe ikincil kangalda yüksek bir gerilim doğar. İrkilim kangalı. İrgitim sarmalı.

Induction current : Endükleme akımı. İndükleme akımı. İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı. İkaz cereyanı. İndüksiyon akımı. Endüksiyon akımı.

Induction field : Doğuşturucu alanı. Endüksiyon alanı. Doğuşturu alanı.

Induction furnace : Endüklemli ocak. Endüksiyon fırını. Endüksiyon ocağı. İndüksiyon fırını.

Induction heating : Endüksiyonla ısıtma. Metalik dolguyu endükleme ile ısıtma. Endüklemli ısıtma. İndüksiyonla ısıtma. İndüklemeyle ısıtma. Endüksiyonlu ısıtma. İndüksiyon ısıtma.

 

Induction heating equipment : Endüklemeli ısıtma aygıtı. Endüksiyonlu ısıtma cihazı.

Induction machine : Endüksiyon motoru. Endüksiyon jeneratörü. Endüksiyon makinesi.

Induction mutant : Mutagenik maddeler etkisiyle meydana getirilen mutantlara verilen ad. İndüksiyon mutantları.

Induction motor : Almaşık alım motoru. Asenkron motor. Endüksiyon motoru.

İngilizce Induction Türkçe anlamı, Induction eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Induction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enunciations : İfade. İlan. Enünsiyasyon. Sözceleme. Telaffuz.

Designations : Ad. Tahsis. Atanma. Gösterilme. Tayin. Gösterme. İsim.

Investiture : Resmi elbise. Üniforma. Tayin. Tören. Terfi.

Suction : Vakum. Emme işlemi. Emiş gücü. Çekme. Emiş. Vakumlu.

Expose : Maruz kalmak. Işıklandırmak. Maruz bırakmak. Etkisine açık bırakmak. Ortada bırakmak. Terk etmek. Açığa çıkarmak. Bırakmak. Işığa tutmak (fotoğrafçılık terim). (satış için) sergilemek.

Ceremony : Dinsel tören. Nezaket kuralları. Resmiyet. Seremoni. Dini tören. Protokol. Mevlit. Merasim. Birçok kuttörenin herhangi bir nedenle bir araya gelmesi sonucu kurallara uygun bir biçimde dinsel ya da toplumsal amaçlar için düzenlenen toplantı.

Inducing : Teşvik etme. Doğurma. Harekete geçirme. Sevk etme. Sebep olma. Yönlendirme. Meydana getirme.

Enlistment : Sağlama. Elde etme. Askere yazılma. Kayıt. Kaydedilme. Askere alınma. Gönüllü asker kaydı. Asal (asker alma). Gönüllü yazılma.

Enrollments : Yazma. Kaydedilme. Kayıt toplamı. Sicil. Kaydolma. Başvurma. Yazılma. Kaydetme. Kayıt.

Antes : Önce. Bop (poker). Para koymak. Bop. Para sürmek. Para vermek. Ön. Ödemek. Pokerde başlangıçta ortaya konan para.

Induction synonyms : ceremonial occasion, bas mitzvah, electrical phenomenon, enthronisation, causation, observance, propounding, enlistments, invocations, initiations, electrization, bar mitzvah, adits, antings, allegation, absorptions, co optation, conscription, creation, enunciation, initiating, access, imbibitions, assignment, founding, enthronement, ingestion, assigning, coronation, self induction, assignments, accesses, admissions.

Induction ingilizce tanımı, definition of Induction

Induction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Entrance. The act or process of inducting or bringing in. Beginning. Commencement. Introduction.