Inflow türkçesi Inflow nedir

  • İçeriye akma.
  • İçeri akış.
  • İçeriye akış.
  • Akış.
  • Akın.
  • Nehir ağzı.
  • İçe akış.
  • Ülke içine akan.
  • Giriş.
  • Ülkeye doğru akan.
  • Ülkeye giren.

Inflow ingilizcede ne demek, Inflow nerede nasıl kullanılır?

Inflow of foreign currency : Döviz girişi. Döviz akışı.

Cash inflow : Nakit girişi. Para girişi.

Water inflow : Su girişi. Su akını.

Inflowing : İçeri akış. Ülke içine akan. İçeriye akış. Gelen. Giren. Ülkeye doğru akan. İçe akış. Giriş. Akın. Akış.

Inflows : Akın. Akış. Giriş. İçeriye akma. Nehir ağzı.

Inflame : Tutuşturmak. Kışkırtmak. Coşturmak. Alevlendirmek. Alev almak. Tutuşmak. Kızdırmak. İltihaplandırmak. Azdırmak. Yanmak.

Inflamed : Kızarmış ve kabarmış.

Inflammable gas : Tutuşkan gaz. Yanıcı gaz.

Inflammable liquid : Yanıcı sıvı. Parlayabilir sıvı.

Inflammabilities : Kolayca tutuşma. Alev alırlık. Tutuşurluk. Çabuk alevlenme. Yanabilme. Çabuk kızma. Tutuşkanlık. Çabuk parlama. Ateş alma.

İngilizce Inflow Türkçe anlamı, Inflow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inflow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Afflux : Kabarma. Kan hücumu. Akıntı. Kan toplanması.

Anting : Ön. Bop (poker). Para vermek. Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Para koymak. Para sürmek. Önce. Ödemek. Bop.

 

Inbreak : Tecavüz. Saldırı. Zorla girme. Baskın.

Foray : Çapulculuk. Yağmalamak. Baskın. Basmak. Girme. Akın etmek. Yağma. Yağma etmek. Atılım (riskli).

Arriving : Ulaşma. Görünüm. Gelen. Geliş. Ulaşan. Yakında olacak olan. Vasıl. Gelme.

Estuarine : Nehir ağzında olan veya bulunan. Nehir ağzında bulunan.

Deluged : Şiddetli yağmur. Yağmuruna tutmak. Su basmak. Yağmur. Sel. Büyük sel. Su baskını. Sel basmak. Suya boğmak.

Influxes : Üşüşme. Akın etmek. Kitlesel akın. Girdi. İstila.

Accesses : Yaklaşım. Yanaşmak. Methal. Nüfuz. Erişme. Erişim. Kullanma. Hastalık nöbeti. Bilgisayar sistemine girip bilgi almak izni (bilgisayar).

River mouth : Akarsu ağzı. Akarsuların göl veya denizlere açıldığı bölgelerde akarsuyun etkisi altında kalan, su ürünleri üretimine elverişli alanlar, mansap. Irmak ağzı. Mansap.

Inflow synonyms : inpour, inflows, efflux, embouchures, influent, admission, ante, interflow, indraft, drifty, advents, estuary, creepage, incursions, flighting, driftier, admittance, flights, admissions, influents, forayed, incursion, creepages, course, exodus, adit, inpouring, outfalls, forays, antings, anted, influx, admittances.

Inflow zıt anlamlı kelimeler, Inflow kelime anlamı

Efflux : Dışarı sızma. Akma. Sızıntı. Atık su. Dışarı akış. Akıntı. Dışarı akma. Akış. Sızma.

Outflow : Lavın püskürme sırasında yanardağ ağzından çıkarak alçak yerlere doğru yayılması olayı. Akan miktar. Dışarıya akan miktar. Boşalma. Taşma. Lav taşması. Taşan miktar. Sızıntı. Dışarı akma.

Inflow ingilizce tanımı, definition of Inflow

Inflow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To flow in.