Invasions türkçesi Invasions nedir

Invasions ingilizcede ne demek, Invasions nerede nasıl kullanılır?

Sea invasion : Denizden saldırı.

Tumoral invasion : Tümörün konak dokusunu istila etme kapasitesi. tümör hücrelerinin tutunması, yerel doku engelinin enzimatik olarak yıkımlanması ve tümör hücrelerinin hareket etmesi olmak üzere üç aşamadan oluşur. kötücül tümörlerin temel bir özelliğidir. Tümör invazyonu.

Invasion : Kriz. Tecavüz. İnvazyon. Vücudun patojen mikroorganizmaların saldırısına uğraması, hastalık etkeninin organizmaya girerek dokulara yayılması. kötü huylu tümörün komşu doku ve oluşumlara yayılması. Akın. İstila. İhlal. Saldırı. Nöbet.

Microinvasion : Mikroinvazyon. Kötücül tümör hücrelerinin komşu dokuya çok az yayılma göstermesi.

Invasive : Yayılan. İnvazif. Saldıran. İstilacı. İnvaziv. Bozan. Çiğneyen. Akın eden. Efraktif.

Invasiveness : Sırnaşıklık. Vücuda giren herhangi bir mikrobun dokulara yayılma kapasitesi. Müdahalecilik. Yayılabilirlik. Yayılabilir olma. Nüfus edebilirlik.

Noninvasive : İnvazif olmayan. Yerelleştirilmiş. Noninvazif. Vücudun içine işlemeyen. Noninvaziv. Girişimsel olmayan. Vücudun diğer bölümlerine yayılmayan (anser, vs. hakkında). Cilt içinden veya vücut içine aletler yerleştirme gerektirmeyen. Sağlıklı dokulara yayılmayan. Noninvazlv.

 

Minimal invasive surgery : Minimal invaziv cerrahi. Dokularda en az hasar oluşturularak gerçekleştirilen cerrahi girişim.

İngilizce Invasions Türkçe anlamı, Invasions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Invasions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foray : Atılım (riskli). Akın etmek. Yağmalamak. Çapulculuk. Basmak. Baskın. Girme. Yağma. Yağma etmek.

Conjunctures : Ekonomik hayatın gelişmesi. Kritit durum. Şartlar. Eylem ya da etkinliği çevreleyen şartların tümü. Belli bir zaman dilimi içinde belli bir olayı. Durum. Buhran. Konjonktür.

Polices : Güvenliği sağlama. Polis. İnzibat. Zabıta.

Infestations : Bürüme. Sarma.

Invasion : İnvazyon. Vücudun patojen mikroorganizmaların saldırısına uğraması, hastalık etkeninin organizmaya girerek dokulara yayılması. kötü huylu tümörün komşu doku ve oluşumlara yayılması.

Agression : Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.

Excesses : Aşırıya kaçma. Abartı. Aşırılık. Fazla. İlave. Fazla olan kısım. İfrat. Taşkınlık. Ölçüsüzlük. Fazlalık.

Deluges : Su basmak. Yağmuruna tutmak. Şiddetli yağmur. Sel. Suya boğmak. Yağmur. Su baskını. Sel basmak. Büyük sel.

Desecration : Kutsal şeye saygısızlık. Hürmetsizlik. Kirletme. Saygısızlık. Kutsal bir şeye karşı saygısızlık.

 

Impingements : Taşma. Çarpma. İzinsiz girme. Gasp. Karşı gelme. İzlenim bırakma. Vurma. Etkileme.

Invasions synonyms : infringements, desecrate, infringement, delict, penetration, innings, deluge, entering, infestation, acmes, paroxysm, bout, inbreak, lunged, sentry, foraying, incursions, aggressions, paroxysms, affluxes, influxes, afflux, excess, breaches, crises, fits, influx, infractions, sentries, lunge, plague, desecrating, emergency.