Absolves türkçesi Absolves nedir

Absolves ile ilgili cümleler

English: That absolves me from further responsibility.
Turkish: O, beni daha fazla sorumluluktan kurtarıyor.

Absolves ingilizcede ne demek, Absolves nerede nasıl kullanılır?

Absolve : Tenzih etmek. Beraat ettirmek. Bağışlamak. Kurtarmak. Suçunu bağışlamak. Arılamak. Aklamak. Allah adına günahı affetmek. Temize çıkarmak. Affetmek.

Absolved : Suçu affedilen. Affedilmiş. Aklamak. Bağışlamak. Affetmek. Temize çıkarmak. Kurtarmak.

Absolvent : Hataları bağoşlamak için hizmet eden. Günah çıkartan. Günahtan arındıran.

Absolvers : Birini bir görev veya sorumluluktan azad eden kimse. Beraat ettiren. Hatayı bağışlayan. Bağışlayan.

Unabsolved : Bağışlanmayan. Yükümlülükten salıverilmeyen. Affedilmeyen.

Absolute age : Salt yaş. Kesin yaş. Mutlak yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı.

Absolute advantage : Tam üstünlük. Bir malın başka bir mala göre her yönden beliren üstünlüğü. Bir şirketin bir malı aynı endüstri kolundaki diğer işletmelerden daha ucuza üretebilme kabiliyeti (ekonomi). Toplam avantaj. Mutlak avantaj. Mutlak üstünlük.

 

Absolute address : Mutlak adres. Bir verinin bulunduğu bellek konumunun, donanım üzerinde erişimin doğrudan yapılabileceği biçimde belirtilen adresi. Gerçek adres. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Salt adres.

Absolute accommodation : Mutlak uyum.

Absolving : Bağışlamak. Beraat ettirmek. Suçunu bağışlamak. Tenzih etmek. Arılamak. Temize çıkarmak. Kurtarmak. Aklamak. Allah adına günahı affetmek. Affetmek.

İngilizce Absolves Türkçe anlamı, Absolves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Absolves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condoning : Hoş görmek. Göz yummak. Görmezlikten gelmek. Onamak. Örtmek. Telafi etmek. Tasvip etmek. Kusura bakmamak.

Excuses : Kusuruna bakmamak. Muaf tutmak. Mazur göstermek. İzin vermek. Göz yummak. Hoşgörmek.

Let off : Hafif ceza vermek. Patlatmak. Salıvermek. Cezasını affetmek. Boşaltmak. Ucuz kurtulma. Cezasını hafifletmek. Salmak. Ateşlemek.

Acquit : Muaf tutmak. Beraat etmek. Suçsuz çıkarmak. Ayrıcalık tanımak. İbra etmek. Ödemek.

Concedes : Teslim etmek. İtiraf etmek. Vermek. Kabul etmek zorunda kalmak. Kabul etmek. Ödün vermek. Uygun bulmak. Bırakmak. Kabullenmek.

Brought through : Kendine getirmek. Ayıltmak. Korunmuş. Hayatını kurtarmak.

Brightening : Parlaklaştırıcı. Parlatma. Canlanmak. Parlatmak. Aydınlanmak. Neşelendirmek. Parlaklaştırma. Avivaj. Aydınlatmak.

Disengage : Bağlantılarını kesmek. Kurtulmak. Salıvermek. Bağlantısını kesmek. İlgisini kesmek. Serbest bırakmak. Avaraya almak. Geri çekilmek (askeri terim). Kavramayı boşaltarak güç iletimini kesme işlemi.

 

Exculpating : Mazur görme. Temize çıkarma. Suçsuz çıkarma. Tebriye etme. Suçsuz çıkarmak. Aklama. Beraat ettirme.

Absolves synonyms : wash one's hands, absolving, disengages, acquits, dismiss, brightens, brought off, contribute, bring through, bring off, justify, condone, absolved, exculpate, clean up, brighten, clear, exonerate, absolve, bails, concede, disculpate, conceded, condoned, exempt, come to the aid of, exonerates, exculpates, dismissing, bestowed, bestow, free, bail.

Absolves zıt anlamlı kelimeler, Absolves kelime anlamı

Blame : Sorumlu tutmak. Kabahat. Suçu birinin üstüne atmak. Suçlama. Suçlamak. Kınama. Suç. Kınamak. Ayıplamak. Bir suç veya başarısızlığın sorumluluğu.

Guilty : Haksız. Kabahatli. Günahkar. Mücrim. Suçlu. Suçlu hisseden.