Acıktırmak nedir, Acıktırmak ne demek

  • Açlık duymasına sebep olmak.
  • Aç bırakmak

"Acıktırmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu hava, bu su insanı çabuk acıktırır."

Acıktırmak anlamı, tanımı:

Açlık : Kıtlık. Aşırı istek içinde bulunma. Aç olma durumu.

Duyma : Duymak işi.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Bırakmak : Unutmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Saklamak, artırmak. Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Bakılmak, korunmak için vermek. Ayrılmak, terk etmek. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Boşamak. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Engel olmamak. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Koymak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Bıyık veya sakal uzatmak. Sarkıtmak.

Olmak : Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sarhoş olmak. Yol açmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Bulunmak. Sürdürmek, yürütmek. Geçmek, tamamlanmak. Yetişmek, olgunlaşmak.

 

Aç bırakmak : Yiyecek vermeyerek karnını doyurmasına engel olmak.

: Karnı doymamış olarak. Gözü doymaz, haris. Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Çok istekli, hevesli. Yiyecek bulamayan.

Diğer dillerde Acıktırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Acıktırmak ne demek? : v. deprive food from someone

Fransızca'da Acıktırmak : creuser l'estomac

Almanca'da Acıktırmak : hungrig machen