Adc türkçesi Adc nedir

  • Analog to digital converter (analogdan dijitale dönüştürücü).
  • Analog sinyalleri dijital sinyallere dönüştüren aygıt (bilgisayar, telekomünikasyon).
  • Örneksel sayısal çevirici.

Adc ile ilgili cümleler

English: Television could be an important source of culture, and its educational broadcasts are valued in many schools.
Turkish: Televizyon önemli bir kültür kaynağı olabilir, ve eğitim yayınlarına birçok okulda değer verilmektedir.

English: Television stations broadcast 24 hours a day.
Turkish: Televizyon istasyonları günde yirmi dört saat yayın yapar.

English: In 1980 the Ontario Censor Board banned the film "The Tin Drum," adapted from the Günter Grass novel, but the media found this silly, and so the Canadian Broadcasting Corporation (CBC) showed the offending scene that night from coast to coast on the national news.
Turkish: Ontario Sansür Kurulu 1980'de Günter Grass'tan uyarlanmış "Teneke Trampet" filmini yasakladı ama medya bu yasağı saçma buldu ve hatta Canadian Broadcasting Corporation (CBC) sorun yaratan görüntüleri o gece ülke çapında ulusal haberlerde gösterdi.

English: Record the broadcast on tape.
Turkish: Yayını kasete kaydet.

English: A drunk TV presenter vomited during a live broadcast.
Turkish: Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti.

 

Adc ingilizcede ne demek, Adc nerede nasıl kullanılır?

Adcock antenna : Adcock anteni.

Asian broadcasting union : Asya ile büyük okyanus ülkelerinin radyo-televizyon kuruluşlarını bir araya getiren birlik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Asya yayın birliği.

Breadcrumb : Ekmek kırıntısı. Küçük ekmek parçası.

Breadcrumbs : Ekmek kırıntısı. Ekmek kırıntıları. Küçük ekmek parçası.

British broadcasting corporation : Büyük britanya'da radyo ve televizyon programı yayınları yapan bir kamu teşekkülü. İngiliz yayın kuruluşu. Bbc.

Broadcast as : Yayın türü.

Broadcast : Radyo veya televizyonla ilgili. Yayıncılık yapmak. Ünalgı yayını. Yayınlamak. Saçmak. Yayın. Herkese söylemek. Saçmak (tohum). Yayın yapmak. Sınalgı yayını.

Broadcast media : Yayın aracı.

Broadcast channel : Yayın arnası. Yayın kanalı. Radyo yayın kanalı.

Broadcast medium : Yayın ortamı.

İngilizce Adc Türkçe anlamı, Adc eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adc ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sneak in : Yavaşça içeri girmek. Gölge gibi içeri süzülmek. Yavaşça içeri süzülmek. Gölge gibi süzülmek. Gizlice sokmak.

String : Kandırmak. Kılçıklarını ayıklamak. Dizgi. Dizmek. Bilgisayar, bilişim, gitar alanlarında kullanılır. Sıralamak. İpe dizmek (boncuk vb). Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı direnç gösteren, çalgılarda ses vermesi için kullanılan nesne. Yutturmak. Dizi.

Put on : İleri almak. Numarası yapmak. Takmak. Artırmak. Sahneye koymak. Sayı yapmak. Üzerine bahse girmek. Abartmak. Çalıştırmak. Binmek (otobüs veya tren veya uçak).

 

Supply : Temin etmek. Bir şeyi bulup (müşteriye) ulaştırmak. Tedarik. Stok miktar. Temin. İkmal. Gidermek. Vermek. Karşılamak. Mevcut.

Milk : Sağmak (inek). Sömürmek. Faydalanmak. Çekmek. Süt sağmak. Süt vermek (inek). Sütümsü madde. Süt. Memeli hayvanlarda yeni doğan yavrunun beslenmesi için süt bezlerinden salgılanan besin maddesi. bazı bitkilerin süt renginde ve kıvamında özel sıvısı.

Combine : Bir sanayi dalında birbirini tamamlayan etkinliklerin tek bir çatı altında toplanmasıyla oluşan kuruluş. krş. birleşme, tröst. Birlik. Kombine etmek. Kartel. Toplanmak. Karışmak. Birleştirmek. Bileştirmek. Kaynaştırmak. Karmak.

Punctuate : İşaretlemek. Sözünü kesmek. Lafını kesmek. Noktalama işaretlerini koymak. Noktalamak. Noktalama işaretleri koymak. Vurgulamak. Araya girmek. (sözü) ikide bir kesmek.

Append : Onuna ilave etmek. İliştirmek. Ek yapmak. Sonuna ilave etmek. Ekleme yapmak. Eklemek. Raptetmek. İlave etmek. Sona eklemek.

Say : Varsaymak. Demek. Tekrarlamak. Söz. Söylemek. Etmek (dua). Okumak. Buyurmak. Farzetmek. Son söz.

Concatenate : Peşpeşelemek. Ardarda bağlama. Zincirlemek. Bitiştirmek. Ardarda bağlamak. Sıralamak. Birbirine bağlamak. Bağlamak. Birleştir.

Adc synonyms : toss in, butylate, state, supplement, slip in, stick in, adjoin, qualify, include, add on, stud, compound, string up, gild the lily, intercalate, paint the lily, increase, inject, tell, work in, fortify, modify, mix, mark, button, enrich, insert, welt, mix in.

Adc zıt anlamlı kelimeler, Adc kelime anlamı

Take away : Elinden almak (bir hakkı). Kaldırmak. Çalmak. Dışarıya çıkarmak. Uzaklaştırmak. Almak. Çekmek (desteği). Ortadan kaldırmak. Paket yaptırıp götürmek. Götürmek.

Decrease : Azalma. Küçülmek. Düşüş. Eksiltmek. Düşmek. Küçültmek. Eksilmek. Eksilme. Azaltmak. İnmek.

Impoverish : Güçsüzleştirmek. Kuvvetini kesmek. Yoksullaştırmak. Zayıflatmak. Fakirleştirmek. Verimsizleştirmek.

Adc antonyms : straight line.