Adjuvant türkçesi Adjuvant nedir

  • Destek.
  • Arttırıcı.
  • Bir hastalığın ek tedavisi olarak kullanılan (tıp veya medikal terimi).
  • Cerrahi sonrası mikrometastazları yok etmeye yönelik yardımcı tedavi.
  • Yardımcı.
  • Destekleyici.
  • Yardımcı olan.
  • Kolaylaştırıcı.
  • Yardım eden.
  • Katma.

Adjuvant ingilizcede ne demek, Adjuvant nerede nasıl kullanılır?

Adjuvant drug : Yardımcı ilaç. İnhalasyon anestezisinde anestezik maddenin alveoler konsantrasyonunu belli bir düzeyde tutarak daha düşük dozda anestezik kullanılmasını sağlayan ilaç.

Neo adjuvant chemotherapy : Adjuvant tedavinin kısıtlı ölçüde uygulanan bir biçimi. Neo-adjuvant kemoterapi.

Freund adjuvant : Freundadjuvanı. Bağışık cevabı artırmak için kullanılan, fosfat ve alüminyum hidroksit gibi mineral tuzları, mineral yağ-su emülsiyonları gibi maddeler.

Adjudge : Mahkum etmek. Hüküm giydirmek. Hükme bağlamak. Hükmetmek. Karar vermek. Hükmüne varmak. Ödül vermek. Ödül vb vermek. Kararına varmak. Hüküm vermek.

Adjudged : Vermek (ödül vb.). Hükmüne varmak. Hüküm vermek. Mahkum etmek. Hüküm giydirmek. Kararına varmak. Hükmetmek.

Adjudgement : Adli karar veya hüküm. Mahkeme kararı. Hüküm.

Adjudgment : Adli karar veya hüküm. Hüküm. Mahkeme kararı.

Adjudicate : Hükmüne varmak. Hükme bağlamak. Hüküm vermek. Kararlaştırmak. Halletmek. İhale etmek. Hükmetmek. Hakemlik etmek. Yargıcılık yapmak. Karar vermek.

 

Adjudicates : Karar vermek. İhale etmek. Hükme bağlamak. Kararlaştırmak. Yargıcılık yapmak. Hakemlik etmek. Halletmek. Hüküm vermek. Hükmüne varmak. Kararına varmak.

Adjudges : Hüküm vermek. Hükmüne varmak. Hüküm giydirmek. Hükmetmek. Vermek (ödül vb.). Ödül vermek. Mahkum etmek. Karar vermek. Ödül vb vermek. Kararına varmak.

İngilizce Adjuvant Türkçe anlamı, Adjuvant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adjuvant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Facilitator : Kolaylaştıran. Yöneten. Teşvik ederek destekleyen kimse veya şey. Bir şeyi hızlandıran ve gerçekleşmesine yardım eden kimse.

Accessaries : Suçortağı. Aksesuar. Suç ortağı. Suç ortağı olan. Yardakçı.

Accessorius : Aksesoryus. Eklenen, ilave edilen, yardımcı. Vücudun bir başka kısmının hareket etmesine yardımcı olan kas veya sinir. Vücudun diğer bir kısmının hareketlerine yardımcı olan kas (ya da sinir, bez, vs.).

Laborsaving : Daha az emek isteyen. Zahmeti azaltan. Emeği azaltan. Zahmeti azaltan (ayrıca laboursaving). İşi azaltan.

Accommodating : Denkleştirici. İyiliksever. Yardımsever. Mezhebi geniş. Yerleştirerek. Yumuşak başlı. Uygun. Uysal. Değişmeye hazır. Uyumlu.

Backups : Yedek. Yedekler. Trafik sıkışıklığı. Yardım.

Contributive : Sunan (yardım, bağış, bilgi, fikir, vs.). Veren.

Contributing : Neden olan. Katkıda bulunan. Katılma. Destekleyen. Yararlı.

Adjunct : İlave. Ek. Tamamlayan. Muavin. Mütemmim. Niteleme sözcüğü. İkinci derecede olan şey. Tamamlayıcı. İkinci dereceden şey.

 

Assistance : Kurtarma. Yardım. Müzaheret. Muavenet. İmdat.

Adjuvant synonyms : aid, afforcement, adjunction, backings, adjutant, supportive, katalyst, facilitating, conducive, admixture, helpful, auspices, accessorily, affiliations, admixtures, promoter, adjoint, catalyzers, anchorages, additional, backing, additions, ancillary, alleviatory, behalf, aider, sustentacular, acolyte, promotive, adscititious, supporting, acolytes, advocation.

Adjuvant zıt anlamlı kelimeler, Adjuvant kelime anlamı

Unhelpful : Yardım etmeyen. Yardımcı olmayan.

Unsupportive : Desteksiz.

Adjuvant ingilizce tanımı, definition of Adjuvant

Adjuvant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Helpful. An assistant. Helping. Assisting.