Facilitator türkçesi Facilitator nedir
- Kolaylaştırıcı.
- Teşvik ederek destekleyen kimse veya şey.
- Kolaylaştıran.
- Bir şeyi hızlandıran ve gerçekleşmesine yardım eden kimse.
- Yöneten.
Facilitator ingilizcede ne demek, Facilitator nerede nasıl kullanılır?
Facilitators : Teşvik ederek destekleyen kimse veya şey. Bir şeyi hızlandıran ve gerçekleşmesine yardım eden kimse. Yardımcılar.
Facilitate : Rahatlatmak. Çabuklaştırmak. Kolaylık getirmek. Olanak sağlamak. Yardım etmek. Kolaylaştırmak. Hafifletmek. Olanak tanımak.
Facilitated : Rahatlatmak. Kolaylaştırmak. Hafifletmek. Olanak tanımak. Kolaylaştırılmış. Kolaylaştırılan.
Facilitated diffusion : Yoğunluk derecesine göre molekül ve iyonların, enerji harcamaksızın, bir taşıma sistemi ile zardan taşınması. Kolaylaştırılmış taşınım. Kolaylaştırılmış yayınım. Kolaylaştırılmış difüzyon. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlaç veya benzeri madde moleküllerinin yüksek yoğunlukta oldukları taraftan düşük yoğunlukta bulundukları tarafa taşıyıcılara bağlanarak enerji harcamadan geçmesi olayı. Yoğunluk derecesine göre molekül ve iyonların, enerji harcamaksızın, bir taşıma sistemiyle zardan taşınması, pasif difüzyon, pasif taşınma.
Facilitates : Olanak tanımak. Hafifletmek. Rahatlatmak. Kolaylaştırmak.
Are there cooking facilities on site : Kamp alanında yemek pişirme tesisleri var mı.
Facilities : Hizmet araçları. İmkanlar. Olanaklar. Olanak. Kolaylıklar. Sosyal tesisler. Vasıta. Bina. İmkan. Tesisler.
Facilities management : Tesis yönetimi. Tesisat yönetimi.
Facilitation : Kolaylaştırma. Fasilitasyon. Rahatlatma. Basitleştirme.
Social facilitation : Sosyal kolaylaştırma.
İngilizce Facilitator Türkçe anlamı, Facilitator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Facilitator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Alleviative : Rahatlatan. Teskin edici. Küçülten (acı, ağrı, vs.). Azaltan.
Alleviatory : Yatıştırıcı. Teskin edici. Azaltıcı. Rahatlatıcı.
Enablers : Olanak tanıyan. Olanaklı kılan. Muktedir kılan. İmkan veren. Yetili hale getiren. Etkin kılan. Mümkün kılan. İşler kılan. Yetilileştiren.
Adjuvant : Destek. Bir hastalığın ek tedavisi olarak kullanılan (tıp veya medikal terimi). Yardımcı. Destekleyici. Yardım eden. Katma. Yardımcı olan. Cerrahi sonrası mikrometastazları yok etmeye yönelik yardımcı tedavi. Arttırıcı.
Facilitating : Hafifletmek. Kolaylaştırmak. Kolaylaştırma. Olanak tanımak. Rahatlatmak.
Enabler : Mümkün kılan. Yetilileştiren. Etkin kılan. Olanak tanıyan. Seçilir kılan. Yetili hale getiren. Muktedir kılan. Olanaklı kılan. İmkan veren. İşler kılan.
Helper : Yardımcı eleman. Asistan. Muavin. Uşak. Hizmetçi. Usta yardımcısı. Yamak. Yardımcı. Çantacı. Çırak.
Hegemonic : Liderlik ve otorite uygulayan. Hegemonik. Üstün. Hegemonyacı. Baskın.
Katalyst : Görüşmelerin gidişini üyelerin özgürce seçmelerine ve kendiliğinden eğilimlerine bırakan küme çözümlemelerinde bir ayrıştırıcı ya da sorun çözümleyici konumunda olan gözlemci.
Facilitator synonyms : dirigent, presider, catalyzer, administerings, sovran, wielders, facilitative, ruling, administering, presiders, leading, help, supporter, assistant, laborsaving, managing, governing, catalyzers, wielder, sovrans.

Bu kısımda Facilitator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Facilitator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Facilitator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Facilitator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.