Alagün nedir, Alagün ne demek

Alagün; İsim, Yerleşim Merkezi alanlarında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava: Alagünde koyun iyi otlar.

Yarı açık yarı bulutlu hava.

Alagün isminin anlamı, Alagün ne demek:

Yazın, güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum. Alagün ismi; Türkçe kökenli olup bir Kız ismidir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Ağrı şehrinde, Eleşkirt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Muş ili, Mercimekkale bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Şanlıurfa ilinde, Karakeçi bucağına bağlı bir yer.

Alagün anlamı, kısaca tanımı

Alag : Tepelerde rüzgâr gören açık yerler

Alagüneş : Yarı güneşli, yarı gölgeli yer.

Alagüney : Balıkesir şehrinde, Gökçedağ bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Balıkesir şehri, Kepsut belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Mercimekkale : Muş şehri, Mercimekkale nahiyesine bağlı bir yer.

Şanlıurfa : Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Eleşkirt : Ağrı iline bağlı ilçelerden biri.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

 

Karakeçi : Sazana benzer bir tatlı su balığı (Barbus fluviatilis). Kıl keçisi.

Mercimek : Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi (Lens culinaris). Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu, yasmık.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Bulutlu : Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).

Gölgeli : Gölge altında olan. Nitelik ve ayrıntıları iyice bilinmeyen.

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Karak : Tahta pencere kapağı, kepenk. Hırsız. Bademcik. Geri kalma. Kapı mandalı, sürgü. Karda açılan ince yol, iz. Göz, gözbebeği, bakış, nazar.

Güneş : Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Yazın : Yaz mevsiminde, yaz aylarında. Edebiyat.

Merci : Başvurulacak yer ya da makam.

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Diğer dillerde Alacalı kumtaşı anlamı nedir?

İngilizce'de Alacalı kumtaşı ne demek ? : bunter, lower triassic