Alive türkçesi Alive nedir

Alive ile ilgili cümleler

English: "Is he alive or dead?" "He's dead."
Turkish: "O ölü mü yoksa diri mi?" "O ölü."

English: Ali escaped the gun battle alive and well.
Turkish: Ali silahlı çatışmadan sağ salim kaçtı.

English: Ali claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Turkish: Ali piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.

English: Ali could still be alive somewhere.
Turkish: Ali hâlâ bir yerlerde yaşıyor olabilir.

English: After their fins have been removed, the sharks are thrown back alive into the ocean.
Turkish: Onların süzgeçleri kesildikten sonra köpek balıkları okyanusa canlı bir şekilde geri atıldı.

Alive ingilizcede ne demek, Alive nerede nasıl kullanılır?

Alive and well : Sağ salim. İyi ve hayat dolu. Canlı. Sağ selamet. Cıvıl cıvıl. İyi durumda. Sağ ve sağlıklı. Hayat dolu. Hareketli.

Alive to : Farkında. Duyarlı. Uyanık. Bilincinde olmak. Haberdar. -e karşı dikkatli. -e hassas. Hayranlık ile.

Be alive to : Ayrımında olmak. Bilincinde olmak.

Be alive with : Kaynamak. Dolu olmak. Çok miktarda bulunmak.

Barely alive : Yarı canlı. Neredeyse ölü. Yarı ölü. Zar zor canlı.

 

Dead alive : Sıkıcı. Ruhsuz.

Look alive : Çabuk ol. Sallanma. Canlı hareket etmek. Enerji dolu olmak. Enerjik olmak. Acele etmek. Canlan.

Dead and alive : Ölü gibi.

Keep alive : Hayatta kalmak. Hayatta tutmak. Ayakta tutmak. Canlı tutmak. Yaşatmak.

Be alive : Hayatta olmak. Sağ olmak.

İngilizce Alive Türkçe anlamı, Alive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Alive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hearty : Sıhhatli. Canlı ve dinç adam. Samimi. Canlandırıcı. Güçlü sporcu. İçten. Sağlıklı. Canlı ve dinç kimse.

Swinging : Sallanma. Ritmik. Salınım. Açık (sekste). İnip çıkan. Eşini paylaşan. Kuvvetli. Değişken. Çekici. Sallanan.

Inholder : Oturan. İkamet eden. Mukim.

Breeziest : Şen. Umursamaz. Teklifsiz. Havadar. Meltemli. Cıvıl cıvıl. Havalı. Rüzgarlı. Esintili.

Brisked : Hareketlendirmek. Enerjik. Çevik. Canlanmak. İstenilen hızda hareket eden. Sertçe esen (rüzgar). Hareketlilik. Canlandırmak.

Dewier : Çiy ile kaplı. Üzerine çiy düşmüş. Çiy gibi. Nemli. Rutubetli. Taze. Çiyle kaplı. Buğulu. Çiyli.

Viable : Yaşar. Tutarlı. Uygulanabilir. Yaşayabilir. Varlığını sürdürebilir. Uygun. Kendi ayakları üzerinde durabilen (toplumsal veya siyasal veya ekonomik açıdan). Geçerli. Yaşayabilecek durumda olan (organizma). Varlığını bağımsız olarak sürdürebilen.

Right : Düzelmek. Doğrulmak. Sağda. Tam olarak. Telafi etmek. Dosdoğru. Gayet. Doğrudan doğruya. Haklı çıkarmak.

Live : Hayatta kalmak. Yaşamak. Geçinmek. Akım açık. İkamet etmek. Beslenmek. Hayatın tadını çıkarmak. Yaşamak (hayat). Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. Geçirmek.

 

Argus : Yüz gözlü canavar. Tetikte. Yüz gözlü bir şahıs. Yüz gözlü prens. Açıkgöz. Tedbirli. Dikkatli veya tedbirli nöbetçi. Argus (mitoloji terimi).

Alive synonyms : liveborn, au fait, youthful, cagey, dewiest, buoyant, fresh, corky, bio, airiest, going, busier, right wings, active, elfins, sensible, brisker, animate, abuzz, fittest, bounciest, electrically driven, argus eyed, animation, acquainted, in existence, awake, canty, hipper, bright, energetic, conscious, has his eyes open.

Alive zıt anlamlı kelimeler, Alive kelime anlamı

Dead : Işığı öldürmek. Gerilimsiz. Ölü zaman. Acımasız. Ölü. Çok. Işığı öldürme. Işığı hızla azaltarak söndürme. Uyuşuk. Cansız.

Inanimate : Donuk. Sönük. Ruhsuz. Cansız. Dirimsiz. Sıkıcı. Ölü. İnanimat.

Dull : Hafifletmek. Sersemletmek. Matlaştırmak. Kalın kafalı. Körleşmek. Duygusuzlaşmak. Renksiz. Fersiz. Kör. Soluk.

Alive ingilizce tanımı, definition of Alive

Alive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an animal or a plant which is alive. Living. Having life, in opposition to dead. Being in a state in which the organs perform their functions.