Arrived at türkçesi Arrived at nedir

Arrived at ile ilgili cümleler

English: Ali and Bill arrived at the conclusion independently of each other.
Turkish: Ali ve Bill birbirlerinden bağımsız olarak karara vardılar.

English: Ali and Mary booked a room with two beds, but when they arrived at the hotel, there was only one bed.
Turkish: Ali ve Mary iki yataklı bir oda ayırttı fakat otele vardıklarında sadece bir yatak vardı.

English: Ali arrived at 2:30 and Mary arrived a short time later.
Turkish: Ali 2.30'da vardı, Mary kısa bir süre sonra vardı.

English: Ali and Bill arrived at different conclusions from each other.
Turkish: Ali ve Bill birbirlerinden farklı sonuçlara ulaştılar.

English: After we walked for a while, we arrived at the lake.
Turkish: Bir süre yürüdükten sonra göle vardık.

Arrived at ingilizcede ne demek, Arrived at nerede nasıl kullanılır?

Arrived : Alma tarihi. Ulaşmak. Başarmak. Doğmak. Gelmek. Başarı kazanmak. Ulaşmış. Varmak. Vardı. Vardı (nakliyat).

At : Nezdinde. Bir hareketin hedefini gösterir. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Ye. De. E. Da. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Üzere. A.

Arrived late : Geç kaldı. Oraya gecikme ile geldi. Zamanında orada değildi.

Arrived on time : Zamanında ulaştı. Orada olması beklenen zamanda oraya ulaştı. Zamanında geldi.

 

Arrivederci : Hoşçakal. Güle güle. Tekrar görüşmek üzere (italyanca). Şimdilik hoşça kal.

A bad hat : Yavşak. Ahlaksız tip.

İngilizce Arrived at Türkçe anlamı, Arrived at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Arrived at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attained : Kazanmak. Ulaşmak. Gelmek. Elde etmek. Erişmek. Kazanılmış. Erişilmiş. Ulaşılmış.

Abut : Dayanmak. Dokunmak. Yaslanmak. Uç uca gelmek. Bitişik olmak.

Attain : Değmek. Rastgelmek. Gelmek. Elde etmek. Ulaşmak. Erişmek. Kazanmak. Yetmek. Ermek.

Appear : Benzemek. Belli olmak. Gibi görünmek. Ortaya çıkmak. Boy göstermek. Belirmek. Anlaşılmak. Arz-ı endam etmek. Bulunmak.

Approach : Gelişme koşusu. Görüşmek. Andırmak. Yaklaşım. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Yaklaşmak. Yaklaşım sergilemek. Benzemek. Ulaşmak.

Amount : Olmak. Meblağ. İfade etmek. Etmek. Genel olarak para. Toplam. Değer. Önem. Tutar. Anlamına gelmek.

Arrived : Gelmek. Ulaşmak. Doğmak. Vardı (nakliyat). Vardı. Ulaşmış. Başarı kazanmak. Başarmak. Alma tarihi.

Attaining : Ulaşmak. Muvasalat. Varış. Erişme. Elde etmek. Erişmek. Kazanmak. Varma. Ulaşma.

Amount to : Etmek. İle eşanlamlı olmak. Toplamı belirli bir miktar olmak. Tutarında olmak. Demeye gelmek. Tutmak. Baliğ olmak. Anlamına gelmek. Gelmek.

Approached : Girişmek. Ele almak. Çok benzemek. Koyulmak. Başvurmak. Yaklaşım sergilemek. Ulaşmak. Görüşmek. Temasta bulunmak.

Arrived at synonyms : arrive at, arrive, arrives, approaches, attain to.