Asset türkçesi Asset nedir

  • Değerli bir nitelik.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Kıymetli şey.
  • Beceri.
  • Servet.
  • Mülk.
  • Değerli şey.
  • Varlık.
  • Değerli nitelik.
  • Kazanç.
  • Bilançonun alacaklı yanı. bk. varlık bk. kaynak.
  • Aktif.
  • Gerçek veya tüzel bir kişinin sahip olduğu maddi değer taşıyan mal ya da gayri maddi haklar. krş. sabit varlıklar, cari varlıklar, reel varlıklar, mali varlık, vadeye göre varlıklar bk. aktif 1.
  • Mal.
  • Yararlı.

Asset ile ilgili cümleler

English: I got a video cassette recorder cheap at that shop.
Turkish: O mağazadan ucuz bir video kaset kaydedici aldım.

English: I want to have this cassette recorder fixed.
Turkish: Bu teybi tamir ettirmek istiyorum.

English: She is an asset to the company.
Turkish: O, şirket için değerli bir şey.

English: This financial audit also includes an evaluation of the company's assets.
Turkish: Bu mali denetim, aynı zamanda şirketin varlıklarının bir değerlendirmesini içerir.

English: Basset hounds are gentle dogs.
Turkish: Basset tazıları kibar köpeklerdir.

Asset ingilizcede ne demek, Asset nerede nasıl kullanılır?

Asset accounts : Bilançonun aktifinde yer alan hesaplar. Varlık hesapları. Aktif hesapları. Aktif hesaplar.

Asset backed securities : Varlığa dayalı taşınır değerler. Varlığa dayalı menkul kıymet. Varlığa dayalı menkul kıymetler. Genel finans ortaklıkları, bankalar, finansman şirketleri ve finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar ile gayrimenkul yatırım ortaklıklarının ticari işlemlerinden doğmuş olan alacakları veya devralacakları alacaklar karşılığında çıkardıkları taşınır değerler. krş. menkul değerleştirme.

 

Asset based marketing : Bir şirketin kendi geliştirdiği bilgi ve becerilerini büyümek için kullandığı bir pazarlama yöntemi. Aktif temelli pazarlama.

Asset cost flexibility : Toplam giderlerin ortalama aktiflere bölünmesiyle hesaplanan ve maliyet yönetiminin etkinliğini gösteren katsayı. Aktif maliyet esnekliği.

Asset liability statement : Aktif pasif tablosu. Aktif-pasif kestesi.

Capital asset : Sermaye varlığı. Sermaye malı. Akışkan olmayan mallar veya mülkiyet. Sabit sermaye.

Abandoned asset : Terkedilmiş mülk. Kullanımda olmayan mülk.

Asset pricing model : Varlık fiyatlama modeli.

Asset value : İşletme varlıklarının muhasebe defterlerine göre hesaplanan değeri. Mal varlığı değeri. Defter değeri. Aktif değer. Varlık değeri.

Capital asset pricing : Sermaye değeri fiyatlaması. Risk seviyesi göz önüne alınarak varlık değerinin kıymetlendirilmesi.

İngilizce Asset Türkçe anlamı, Asset eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Asset ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caste : Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Hindistan'da, uğraşları babadan oğula geçen, aynı geleneğe bağlı olan ve başkalarına kapalı tutulan insan toplulukları. Birkaç altbölükten oluşmuş, aşamalı toplumsal denetleme düzeni, bk. altbölük. krş. sınıf, altkültür. Sınıf. Kademe. Hemen hemen tümüyle kapalı ve kalıtsal olan, ayrıcalıklar bakımından yukardan aşağıya doğru kesin ölçülerle sıralanmış bulunan, en koyu biçimiyle hindistan ve kimi uzak-doğu toplumlarında görülen, anamalcı dönem öncesi toplumsal sınıflarının her biri. Soy. Sosyal sınıf. Kast.

 

Assets : Varlıklar. Mevcudat. Mevduat. Alacak. Malvarlığı. Mal varlığı. Bir tecimenin ya da ortaklığın para ile değerlendirilebilen malları ve haklarının toplamı. bir tecimen ya da ortaklığın toplanabilecek alacaklarını da kapsamak üzere belirli bir süredeki taşınır ve durağan mallarının tümünün para olarak karşılanabilen değeri. Varlıklar-alacaklar.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Exchequer : Maliye. Para. Mali kaynaklar toplamı. Maliye bakanlığı. Devlet hazinesi. Hazine. Finans kaynağı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Benefit : Yarar görmek. Yararlanmak. Fayda göstermek. Yararı dokunmak. İşsizlik ve sağlık ödeneği. Yaramak. Çıkar. Avantaj. Menfaat.

Beneficial : Karlı. Mülkten yararlanma hakkıyla ilgili (hukuk terimi). Kazançlı. Faydalı. Mülkten yararlanma hakkıyla ilgili. Hayırlı.

Assistive : Destekleyici. Yardımcı. Faydalı.

Airheads : Hava başı. Mankafa. Salak. Boş adam. Aptal. Paraşütçü birlikler tarafından korunan düşman kontrolü bölge. Paraşütçüler tarafından kuşatılmış düşman bölgesi. İleri üs. Sersem. (argo terim) aptal ve aklen dengesiz olan kişi.

Condolers : Taziyede bulunan kimse. Apartman dairesi. Acıya katılan kimse.

Asset synonyms : long suit, strong suit, deserving, good, vantage, acquisition, advantageousness, freehold, earnings, esse, a shift in individual demand, avails, actives, speciality, accomplishments, abilities, deedy, strong point, havings, effects, entity, capitals, chose, demesnes, bread, circumstance, benign, castes, commodities, entities, ability to pay principle, abolition of forced labour convention, condos.

Asset zıt anlamlı kelimeler, Asset kelime anlamı

Liability : Söz verme, zorunluluk, yüklenme. Hukuk, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bilançonun borçlu yanı. bk. yabancı kaynak. Sorumluluk. Engel. Düyun. Yükümlülük. Mesuliyet. Pasif. Yüküm.

Weak point : Zayıf nokta. İnsanın zayıf tarafı. Zayıf yön. Zaaf.

Disadvantage : Kayıp. Mahzur. Yarar yitimi. Çekince. Zarar. Götürü. Sakınca. Kusur. Zarar vermek.

Asset ingilizce tanımı, definition of Asset

Asset kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Any article or separable part of one`s assets.