Averting türkçesi Averting nedir

Averting ingilizcede ne demek, Averting nerede nasıl kullanılır?

Averting against the evil eye : Halkın büyük korku duyduğu gözdeğmesinden korunmak amacıyla uyguladığı önlemler, bk. gözdeğme, gözdeğmelik. krş. muska. Gözdeğmesinden korunma.

Averting against the oral evil eye : Sözlü gözdeğmesinden korunma. Canlı ya da cansız nesneleri, özel yöntemlerle söylenen dinsel ve büyüsel sözler yardımıyla gözdeğemesinden koruma, bk. gözdeğme.

Travertin : Travertin.

Travertine : Pamuktaş. Traverten. Bir kaynak veya pınarın ağzında çökelen kireçtaşı türü.

Avertible : Durdurulabilir. Engellenebilir. Sakınılabilir. Savuşturulabilir. Önlenebilir.

Avertable : Durdurulabilir. Yönü değiştirilebilir. Sakınılabilir. Engellenebilir.

Beavertail : Kunduz kuyruğu. Geniş el kundağı.

Averter : Bir şeyi başka yöne çeviren. Durduran. Engelleyen. Önleyen. Dizginleyen. Yönü değiştiren.

Averts : Olmasını önlemek. Meydan vermemek. Çevirmek. Önlemek. Engellemek. Defetmek. Yön değiştirmek. Başka tarafa çevirmek. Bertaraf etmek. Menetmek.

Avert from : Kaçınmak.

İngilizce Averting Türkçe anlamı, Averting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Averting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Annuller : Sözleşme vb'ni bozmak. İptal etmek. İlga etmek. Kaldırmak. Yürürlükten kaldırmak. Bozmak. Feshetmek. Fesheden kimse. Fesh etmek.

Aversion : Hoşlanmama. İğrenç şey. Tiksinme. İğrenme. Nefret edilen şey. İstikrah. Sevimsiz tip. Tiksinmek. Nefret. İsteksizlik.

Counteract : Etkisini yok etmek. Karşı savaşmak. Karşı koymak. Mukabele etmek. Etkisizleştirmek. Karşılık vermek. Etkisiz hale getirmek. Etkisini gidermek.

Circumvented : Bozmak. Açığını yakalamak. Tekerine çomak sokmak. Yana kaçmak. Çevresini sarmak. Tuzağa düşürmek. Alt etmek. Yenmek. Engellemek.

Cleared : Limana giren ya da limandan ayrılan sevkiyat ya da gemi. Seyretmek (gemi). Aydınlatmak. Açıklamak. Ormanda alan açmak. Berraklaşmak. Sıyırıp geçmek. Aklamak. Açmak.

Bank : Yokuş. Sığdip. Yığın. Silindir arası (motor). Para sürmek. Set. Set çekmek. Tuş arası (müzik terimi). Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş.

Circumvent : Atlatmak. Tuzağa düşürmek. Tekerine çomak sokmak. Alt etmek. Savmak. Bozmak. Yan çizmek. Kaçınmak. Açığını yakalamak. -den kaçmak.

 

Bend : Kıvırmak. Boyun eğmek. Çökmek (diz). Yöneltmek. Bağlamak (yelken). Yönelmek. Eğilmek. Kıvrım menteşesi. Eğmek.

Assembles : Monte etmek. Toplanmak. Toplamak. Montaj yapmak. Bir araya koymak. Toplaşmak. Takmak. Birleştirmek. Toplantı yapmak.

Bar : Baro. Katmamak. Hapsetmek. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. İzin vermemek. Kapatmak. Savunmanlar kurumu. Bale tutamağı. Engellemek. Parmaklıklarla örtmek.

Averting synonyms : shunning, annuls, allayed, arrests, compensate, clears, avert, parry, turning away, parrying, averted, arrest, avoids, appeasing, parries, appeases, annulling, allays, baffles, besiege, avoidance, avoid, change over, avoided, begird, dodging, baffle, compensates, circumvents, annul, change to, prevention, counteracts.