Awn türkçesi Awn nedir

  • Diken.
  • Genellikle buğdaygiller familyası üyelerinde çiçek parçalarının uç kısımlarında görülen ince tüy şeklindeki yapılar. bazı sineklerin antenleri üzerinde bulunan dikenler. kılçık.
  • Kılçık (bitkide).
  • Kılçık.
  • Başak kılçığı.
  • Arista.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Toplanır beyaz gauss gürültüsü.

Awn ile ilgili cümleler

English: A person who is only a pawn in the game often talks big in company.
Turkish: Oyunda sadece bir piyon olan kişi çoğunlukla şirkette büyük konuşur.

English: Ali didn't arrive home until dawn.
Turkish: Ali gün ağarana kadar eve gelmedi.

English: An awning broke his fall and saved his life.
Turkish: Bir tente onun düşüşünü kırdı ve onun hayatını kurtardı.

English: Ali crossed the lawn to the front door.
Turkish: Ali ön kapıya doğru çimden geçti.

English: Ali couldn't stop yawning.
Turkish: Ali esnemesini durduramadı.

Awn ingilizcede ne demek, Awn nerede nasıl kullanılır?

Awned : Tüyle kaplı (botanik terimi). Tüylü. Tüyle kaplı.

Awning : Branda. Tente. Güneş kırıcı. Güneşlik. Sayvan. Güneş şemsiyesi. Parasol. Markiz. Gemilerin açık güvertesinde kullanılan çadır bezinden yapılma güneş ve yağmurdan geçici olarak korum.

Awning deck : Gezinti güvertesi. Üst güverte. Kasara altı geçidi. Bir yolcu gemisinin en tepesinde bulunan korunmasız güverte (denizcilik).

 

Awninged : Tenteli. Tenteyle kaplı.

Awnings : Tente. Güneşlik.

At daggers drawn : Can düşmanı olmak. Kanlı bıçaklı olmak. Çatışmanın eşiğinde. Gırtlak gırtlağa gelmek. Gerin bir durumda.

At dawn : Gün ağarırken. Şafak vakti.

Be at daggers drawn : Kanlı bıçaklı olmak. Can düşmanı olmak.

Artificial spawning ground : Balıkların yumurtlaması için suda bilinçli olarak oluşturulan uygun zemin. Yapay yumurtlama alanı.

Be at daggers drawn with : Kanlı bıçaklı olmak.

İngilizce Awn Türkçe anlamı, Awn eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Awn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brier : Fundadan yapılmış. Çalı yığını. Yaban gülü. Süpürgeotu. Funda. Dikenli çalı. Çalı. Dikenli yabani çalı.

Beard : Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın. Püskül. Karşı gelmek. Meydan okumak. Başak dikeni. Sakalından tutmak. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız. Sakal.

Bone : Kemik fosfatı. Üstühan. Kemiklerini ayırmak. İskeleti oluşturan, içinde kollagen teller ve kalsiyum tuzları bulunan, süngerimsi kemik ve sert kemik olmak üzere iki tipi olan, kasların bağlanmasıyla hareketi sağlayan, uzun, kısa ya da değişik boylarda olabilen, sertleşmiş bir özelleşmiş bağ dokusu tipi. Tartışma konusu. Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelmiş, çeşitli büyüklüklerde, sert, dayanıklı parçalar. Kemiğin önce bir alkali çözeltisinde, sonra bir hidroklorik asit çözeltisinde işlenip daha sonra kireçle çöktürülmesiyle elde edilen, en az % 17 fosfor içermesi koşul olan bir ürün. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kemikler.

 

Erecter : İkame eden. İnşa eden. Tertip eden. Yükselten. Kaldıran.

Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam.

Fish bone : Balık kemiği. Balık kılçığı.

Briar : Yaban gülü. Ağaç fundası. Brier. Funda. Süpürgeotu. Dikenli çalı. Çalı.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Hawthorn : Akdiken. Geyik dikeni. Edren. Beyaz diken. Alıç. Geviş. Beyazdiken.

Spine : İğne. İrade. Kitap sırtı. Uçurtmanın dik çıtası. Filiz. Sürgün. Omurga. Sırt (kitapta).

Awn synonyms : barbing, awns, erector, abambulacral area, abramis zone, briers, fishbone, a chromosome, abiotic factor, abductor muscle, a protein, aardvarks, briars, arista, erectors, spines, a cells, acacia, abacus bodies, abo blood groups system, barb, a site, aardvark, chaeta, beards, barbs, hawthorns, aristae, bearding, erecters, aardwolf.

Awn ingilizce tanımı, definition of Awn

Awn kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Arista. The bristle or beard of barley, oats, grasses, etc., or any similar bristlelike appendage.