Ayaklandırmak nedir, Ayaklandırmak ne demek

  • Ayaklanmasına yol açmak

"Ayaklandırmak" ile ilgili cümleler

  • "Bir dakika sonra çığlık bütün mahalleyi ayaklandırdı." - E. İ. Benice

Ayaklandırmak anlamı, kısaca tanımı:

Ayak : Basamak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Göl ayağı. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bacak. Vücudun belden aşağı bölümü. Halk edebiyatında uyak. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

Ayaklanma : Başkaldırı. Ayaklanmak işi.

Açmak : Yapmak, düzenlemek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alışverişi başlatmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Yakışmak, güzel göstermek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Savaşla almak, fethetmek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Ferahlık vermek. Beğenmek. Ayırmak, tahsis etmek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Yarmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Engeli kaldırmak. Geçit sağlamak. Alanını genişletmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Görünür duruma getirmek.

 

Yol : Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Gidiş çabukluğu, hız. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Yolculuk. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Hile, tuzak. Kez, defa. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Kumaşta bulunan çizgi.

Diğer dillerde Ayaklandırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Ayaklandırmak ne demek? : v. revolutionize, stampede, cause a revolution

Fransızca'da Ayaklandırmak : révolter, faire soulever, agiter, déchaîner, mutiner

Almanca'da Ayaklandırmak : v. aufrühren