Ağdırmak nedir, Ağdırmak ne demek

  • Ağmasına sebep olmak.
  • Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek

"Ağdırmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Mekanizmanın ipi ya şu yana ya bu yana ağdıracak." - A. Ağaoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Yükseltmek, havaya doğru kaldırmak, omuza almak.

Beyazlatmak.

Suçu başkasının üzerine atmak.

Ağır basmak, çökertmek, mat etmek, bozmak.

Börttürmek.

Bir yana sarkmak, ağır basmak.

Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

[Bakınız: ağmak]

Dolaştırmak, gezdirmek.

Bir şeyi eğmek, meylettirmek, çekmek.

Pişirilen bir şeyi koyulaştırmak, ağdalaştırmak.

Topallamak, aksamak.

Sürüyü bir yamaca doğru salıvermek.

Diğer sözlük anlamları:

Aştırmak, bindirmek.

Kaldırmak, yukarı çıkarmak, yükseltmek.

Ağdırmak anlamı, tanımı:

Ağma : Akan yıldız. Ağmak işi.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

İnmek : Konaklamak. Vurmak. Sayısı azalmak. Ağmak. Değeri düşmek. Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak. İnme gelmek. Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Yıkılmak. Uzamak, ulaşmak. Alçalıp eski durumuna dönmek. Fiyatı düşürmek. Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek. Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak. Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak.

 

Terazi : Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Su terazisi. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu. Elektronik tartma aracı.

Denge : Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi. Gelmiş olan. Yetişme.

Olmak : Yetişmek, olgunlaşmak. Sarhoş olmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bulunmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yol açmak. Uymak, tam gelmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Geçmek, tamamlanmak.

Diğer dillerde Ağdırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Ağdırmak ne demek? : (nesne almayan fiil)