Backland türkçesi Backland nedir

  • Kır.
  • Arka arazi.
  • Arkada bulunan kara.
  • Arka ülke.
  • Arka kara.
  • Bir ülkenin uzak köşeleri.
  • Geri arazi.
  • Bir ülkenin ücra ve oturulmayan bölümleri.
  • Taşra.
  • Arka bölge.

Backland ingilizcede ne demek, Backland nerede nasıl kullanılır?

Backlash : Salgı (mühendislik terimi). Geriye ani hareket. Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı). Geri tepmek. Geri tepme. Beklenmedik sonuç (kötü). Güçlenen bir inanca karşı oluşan güçlü tepki. Aralık. Geriye doğru yapılan ani hareket. Ters tepme.

Backlashed : Geri tepme. Ters tepme. Geri tepmek. Karşı çıkma. Laçka. Ters tepki. Geriye ani hareket. Aralık. Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı). Beklenmedik kötü sonuç.

Backlashes : Beklenmedik sonuç (kötü). Geriye ani hareket. Ters tepme. Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı). Ters tepki. Laçka. Salgı (mühendislik terimi). Geri tepmek. Boşluk (mühendislik terimi). Aralık.

Backlashing : Tepki. Bir kimseye veya şeye karşı gele işi veya olayı. Geri tepme. Karşı gelme. Geri tepme işi veya olayı. Laçka. Karşı çıkma. Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı). Aralık. Geri tepmek.

Backless couch : Arkasız kanepe.

Backlists : Bir yayımcının uzun bir süredir basım için bekleyen kitaplarının listesi. Eski liste. Yayınevinin halihazırda sattığı kitapların listesi. Satılacak kitaplar listesi.

 

Backlighting : Arkadan ışıklandırma. Karanlık ortamlarda görüntüsünü iyileştirmek amacıyla şeffaf sıvı bir ekran arkasından ışıklandırma (bilgisayar). Geriden aydınlatma. Artalan ışığı.

Backlist : Yayınevinin halihazırda sattığı kitapların listesi. Eski liste. Satılacak kitaplar listesi. Bir yayımcının uzun bir süredir basım için bekleyen kitaplarının listesi.

Backlit : Arkadan aydınlatılmış. Arkadan aydınlatma. Arkadan aydınlatmalı. Arkadan ışıklandırılmış.

Backline : Canlı müzik yapan bir grubun müzik yaparken arkasında duran teçhizat (gitar yükselteci, bas amfiler ve diğer tipik teçhizat). Arka hat.

İngilizce Backland Türkçe anlamı, Backland eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Backland ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grayer : Silikleştirmek. Aklar düşmek. Kırlaşmak. Kırlaştırmak. Kırlaşmış. Gri. Ağarmak. Sıkıntılı. Ağartmak.

Outbacks : Şehirden çok uzak yer. Orta avustralya.

Countryside : Kırsal yöre halkı. Kırsal yerler. Sayfiye. İllinois eyaletinde şehir. Kırsal bölge. Kırsal bölgeler. Kırsal kesim. Kırlık.

Fells : Dik saç. Post. Deri. Otlak. Tepe.

Freshwater : Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerleri. İç sular. Tatlı suda yaşayan. Tatlısu. Tatlısuda yaşayan. Denize alışkın olmayan. Tatlı su. Tatlı suya ait. Tuzluluğu %0,05’ten az olan sular.

Bent : Eğilim. İbne. Çok istemek. Yiyici. Rüşvetçi. Çimen. Namussuz. Çimenlik. Eğim.

 

Curtilage : Kapatılmış alan. Müştemilat. Ön komşu derinliği. Bir yapının, üzerine oturduğu yerbölümün önyüzü ile, yapının kendisinin önyüzü arasındaki en az uzaklık. Ev bahçesi. Evin çevresindeki alan. Sınırları belirlenmiş alan.

Back : Ters. Arkaya. Arka çıkmak. Arka. Futbol, gitar, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Savunucu. Geriye. Geçmişe. Geçmişte. Ayak arkası.

Back country : Geri kalmış bölge. Geri kalmış yöreler. Memleketin uzak köşeleri.

Backland synonyms : jerkwater town, boonies, rearward, grayest, jerkwater, boondocks, yard, frostiest, abroad, fell, frosty, backwoods, countries, champaign, bents, backblocks, benting, backcountry, backwards, outback, rearwards, grayish, grounds, peripheries, country, back land, frostier.

Backland zıt anlamlı kelimeler, Backland kelime anlamı

Forward : Gelişmiş. Yeni adrese yollamak. Yeni adrese göndermek. Yönlendirmek. Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. Sunmak. İleriye yönelik. İleriye. Yollamak. İletmek.

Prospective : Niyetli. Müstakbel. Prospektif. Umulan. Gelecekteki. Muhtemel. İleriye yönelik. İleriye dönük. Beklenen. Olası.

Progressive : Gelişimsel. İlerleyici ataksi. Progresif. İleri düşünceli kimse. Progresif ataksi. İyiye giden. İlerleyen. Derece derece artan. Kalkınan. İlerlemiş.