Bad habit türkçesi Bad habit nedir

  • İllet.
  • İyi olmayan davranış şekli.
  • Kötü huy.
  • Pozitif olmayan davranış biçimi.
  • Zararlı alışkanlık.
  • Kötü alışkanlık.
  • Devam edilmesi arzu edilmeyen davranış.

Bad habit ile ilgili cümleler

English: He slipped into the bad habit again.
Turkish: Kötü alışkanlığına tekrar daldı.

English: I have a bad habit of biting my nails.
Turkish: Tırnaklarımı yemek gibi kötü bir alışkanlığım var.

English: Once a bad habit is formed, it is hard to get rid of it.
Turkish: Kötü alışkanlık bir kez oluştu mu, ondan kurtulmak zordur.

English: He broke himself of the bad habit of smoking.
Turkish: Kötü sigara alışkanlığından vazgeçti.

English: A bad habit is easily acquired.
Turkish: Kötü bir alışkanlık kolay edinilir.

Bad habit ingilizcede ne demek, Bad habit nerede nasıl kullanılır?

Bad : Perişanlık. Yetersiz çelgi. Kokuşmuş. Fena. Sahte. Aynasız. Batak. Berbat. Kötü.

Habit : Elbise. Yaradılış. Düşkünlük. Kıyafet. Tabiat. Yaşam biçimi. Tıynet. Yapı. Toplumsal göreneklere uymayan kişilerce oluşturulan görenek türü. bk. görenek, krş. toplumsal görenek. Bir edim ya da etki karşısında canlı bir varlığın kazanmış olduğu değişmez tutum. bir şeyin sık sık yinelenmesi sonunda oluşan huy ve alışkı.

 

Bad habits : Pozitif olmayan davranış biçimi. İyi olmayan davranış şekli. Zararlı alışkanlıklar. Devam edilmesi arzu edilmeyen davranış. Kötü alışkanlık. Kötü alışkanlıklar. Kötü huy.

Bad actor : Hırçın veya huysuz veya uyumsuz veya sorun çıkaran kişi. Kötü aktör.

Bad air : Temiz olmayan hava. Kirli hava. Kötü hava. Kirlenmiş hava.

Bad back : Bel sorunu. Sırt ağrısı.

Bad axe : Michigan eyaletinde şehir. Michigan'da (abd) bir şehir.

İngilizce Bad habit Türkçe anlamı, Bad habit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bad habit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Infirmities : Sakatlık. Güçsüzlük. Zayıflık. Kusur. Kararsızlık. Zaaf. Dermansızlık. Halsizlik. Hastalık.

Addiction : Bağımlılık. Tiryakilik. Alışkanlık. Alışma. Tutku. Hastalık. Düşkünlük. Tutkunluk.

Diseases : Hastalıklar. Rahatsızlık. Hastalık.

Vice : İkinci. Ahlaksızlık. Kıskaç. Muavin. Vekil. Yardımcı. İnsanın gereksinmelerine, çıkar ve dileklerine aykırı olan, bir topluma, bir toplumsal kümeye, bir kişiye zarar verici sayılan, özdeksel ya da tinsel bir nesnenin, bir olayın niteliği. Ahlak bozukluğu.

Chastity : Namusluluk. Namus. Bekaret. Erdemlik. Temizlik. İsmet. İffet. Erdenlik. Irz.

Ills : Sorun. Garaz. Hasta. Rahatsızlık. Hastalık. Zarar. Fenalık. Bela. Dert.

Cacoethes : Bir inanç veya tutku için rahatsız edici ancak karşı konulamaz motivasyon veya arzu. Doyumsuzluk. Tatmin edilemeyen arzu. Tutku. Düşkünlük.

Ill : Güçlükle. Kötü şey. Zararlı. Hoş olmayan bir biçimde. Kötü biçimde. Bela. Keyifsizce. Rahatsız bir şekilde. Sorun.

Bad habits : Kötü alışkanlıklar. Zararlı alışkanlıklar.

Addictions : Düşkünlük. Hastalık. Alışma. Tiryakilik. Tutku. Alışkanlık. Bağımlılık.

Bad habit synonyms : malady, nasty habit, illest, disease, illness, illnesses, maladies, chastities, infirmity, black dog, blackdog.