Balances türkçesi Balances nedir

Balances ingilizcede ne demek, Balances nerede nasıl kullanılır?

Checks and balances : Yönetim içerisindeki hiç bir organın mutlak güce sahip olmadığı bir yönetim içerisindeki sınırlamalar sistemi (ör: abd kongresi yüksek mahkeme yargıçlarını ve başkan'ın kabine üyelerini onaylar). Denetim ve denge. Güçler ayrılığı. Kuvvetler ayrılığı.

Foreign currency balances : Yabancı para birimi içeren bir banka hesabının durumu. Döviz dengesi.

Counterbalances : Karşılamak. Eş ağırlık. Denkleştirmek. Denk ağırlıkla karşılamak. Dengelemek (karşılıklı olarak). Karşılık. Denk. Karşı denge. Eşit güçle karşı koymak.

Imbalances : Dengesizlikler. Dengesizlik. Oransızlık.

Outbalances : Üstün gelmek. Ağır gelmek. Ağır çekmek. Ağır basmak. Yükte daha ağır çekmek.

Balance an account : Hesabı kapatmak. Hesabı kesmek. Bir hesabı kapatmak.

Balance at the bank : Hesap bakiyesi. Banka hesap bakiyesi.

Balance book : Muvazene defteri. Bilanço defteri.

Balance beam : Balans kirişi. Denge kalası. Denge aleti.

Unbalances : Dengesizlik. Dengeyi bozmak. Dengesini bozmak. Akli dengesizlik. İşlevini bozmak.

İngilizce Balances Türkçe anlamı, Balances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Balances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Weighing machine : Büyük baskül. Özellikle ağır yükleri tartmaya yarayan kantar. Baskül. Tartı. Kantar.

Capacitations : Kapasitasyon. Bir sperm hücresinin yumurtayı dölleyebilecek kapasitede olması süreci (biyoloji terimi). Yatacak yer sağlama. Yetkilendirme süreci.

Equilibria : Karalılık. Dengeler. Muvazene. Tarafsızlık.

Set off : Meydana getirmek. Oluşturmak. Girişmek. Yola koyulmak. Ateşlemek. Tetiklemek. Karşı dava açmak. Ayrı koymak. Sayışımlama. Belirginleştirmek.

Compensate : Eşitlemek. Dengelemek. Denklemek. Ödünlemek. Gidermek. Tazminat ödemek. Acısını telafi etmek. Tazmin etmek. Bedelini vermek. Denkleşmek.

Equivalences : Tekabül. Eşdeğerlik. Eşdeğer. Karşılığı olma. Eşitlik.

Equilibrate : Eşitleştirmek. Dengeyi sağlamak. Denge sağlamak. Denk kılmak. Denkleştirmek. Muvazene. Ekilibre etmek. Dengelemek. Dengeye getirmek. Balansını sağlamak.

Accreditation : Güven belgesi provizyonu. Yetki verme. Akreditasyon. Yetki. Onay belgesi. Tanıma (okul, eğitim programı). Eşitlik belgesi. Elçi gönderme ya da atama.

Overplus : Fazlalık.

Balances synonyms : equilibrise, even off, equilibrize, electrolyte balance, left behind, financial statement, balancing, counterbalance, nitrogen balance, statement, equalizing, tension, even out, libras, residua, financial accounts, residuals, cadences, trim, equation, aplomb, adjusted balance sheet, balance of an account, balance sheet, cohesiveness, equivalent, peering, easiness, make up, cancel, countervail, correct, accordancy.

Balances zıt anlamlı kelimeler, Balances kelime anlamı

 

Imbalance : Muvazenesizlik. Dengesizlik. Denksizlik. Oransızlık.

Disequilibrium : Eşitsizlik. Dezekilibrium. Muvazenesizlik. Dengesizlik. Cari fiyat düzeyinde piyasada bir arz kıtlığı veya arz fazlası bulunması durumu. Dış ödemeler dengesinde dengesizlik durumu. Denksizlik. Denge durumu yokluğu. Disekilibriyum.

Unbalance : İşlevini bozmak. Dengesini bozmak. Dengeyi bozmak. Akli dengesizlik. Dengesizlik.