Capacitations türkçesi Capacitations nedir

  • Bir sperm hücresinin yumurtayı dölleyebilecek kapasitede olması süreci (biyoloji terimi).
  • Kapasitasyon.
  • Uyum.
  • Yetkilendirme süreci.
  • Yatacak yer sağlama.

Capacitations ingilizcede ne demek, Capacitations nerede nasıl kullanılır?

Capacitation : Yatacak yer sağlama. Kapasitasyon. Uyum. Spermatozoonların akrozomlarına yapışarak onları dölleme yeteneğinden yoksun bırakan yüksek moleküllü seminal plazma ögelerinin, özellikle döl yatağı ve yumurta kanalında bulunan sıvıların tarafından temizlenmesi sonucunda tekrar dölleme yeteneği kazanması olayı. kenelerde erişkin spermlerin oluşumunu sağlayan son spermiogenezis evresi. Yetkilendirme süreci. Bir sperm hücresinin yumurtayı dölleyebilecek kapasitede olması süreci (biyoloji terimi).

Incapacitation : Suç işlemekten caydırma. Kudretsiz kılma. Beceri sınırlaması. İnkapasitasyon. Diskalifiye etme. Yetenek sınırlaması. Yetkisiz kılma. Ehliyet kısıtlaması. Eleme (hukuk terimi).

Capacitating : Yetki vermek. Yetkilendirmek.

Capacitative : Değişiklik yapmaya istekli. Uyumlu. Kapasitatif. Sığal. Yetkilendirmek için verilen.

Incapacitating : Alıkoymak. Aciz bırakmak. Yapamaz hale getirmek.

Incapacitated : Mahrum bırakılmış. Aciz bırakılmış. Ehliyeti olmayan. Alıkoyulmuş. Mahrum edilmiş.

 

Capacitates : Yetkilendirmek. Yetki vermek.

Capacitated : Yetki vermek. Yetkilendirmek.

Incapacitate : Kudretsiz hale getirmek. İş yapamaz duruma getirmek. Aciz bırakmak. Kudretsiz kılmak. Güçsüz bırakmak. Yetersiz kılmak. Yapamaz hale getirmek. Güçsüz kılmak. Güçsüz duruma getirmek. Alıkoymak.

Incapacitates : Güçsüz kılmak. İş yapamaz duruma getirmek. Kudretsiz kılmak. Alıkoymak. Kudretsiz hale getirmek. Güçsüz bırakmak. Güçsüz duruma getirmek. Aciz bırakmak. Olanak vermemek. Yapamaz hale getirmek.

İngilizce Capacitations Türkçe anlamı, Capacitations eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Capacitations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cohesiveness : Birbirine tutkunluk. Tutturganlık. Grup üyelerinin birbirlerine karşı duydukları bağlılık. Kaynaştırıcılık. Yapışıklık. Dayanışma. Yapışkanlık. Bağlılık. Bağlayıcılık.

Accord : Uyuşturmak. Anlaşmak. Uygunluk. Anlaşma. Vermek. Uzlaşmak. Uyumlu hale getirmek. Mutabakat. Akort. Ahenk vermek.

Accordance : Uygun olma. Anlaşma. Mutabakat. Bağdaşım. Uzlaşma. Verme. Ahenk. Uygunluk. Uyumluluk.

Accomodation : Kademe kademe farklılaşan çevre şartlarına uyabilmek için canlıların gösterdikleri kapasite; organizmanın çevresine uyumu ile oluşan bir evrim olayı. adaptasyon. çeşitli uzaklıklardaki cisimleri net olarak görebilmek için göz merceğinin gösterdiği değişiklik. akomodasyon. reseptörlerin farklı uyartılara karşı gösterdikleri uyum. Akomodasyon. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uyum, uyum süreci. farklı mesafelerdeki cisim görüntülerinin retina üzerine net düşmesini sağlamak için kaslar aracılığıyla göz merceğinin bu değişik mesafelere kendisini ayarlaması veya uyum sağlama mekanizması.

 

Coherence : Yapışma. Mantıklılık. Uygunluk. Tutarlık. İnsicam. Tutunum. Eşevrelilik. Ahenk.

Accordancy : Ahenk. Anlaşma. Koordinasyon. Uygunluk.

Accommodation : Düzen. Yatacak yer. Çözme. Belirli bir uzaklıktaki bir nesneye bakmak için gözde (genellikle) kendiliğinden olan değişme. Uyuşma. Uzlaşma. Halletme. Kolaylık. Uyma. Bağdaştırma.

Balance : Kalıntı. Son kalıntı. Tikel ya da tam denge koşulu. Gövdenin, en küçük dayanak olmadan yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durma yetisi. Dengede durmak. Bir sayışımın alacaklı değeri ile borçlu değeri arasındaki fark. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Denkleşme. Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu.

Coherency : Uyumluluk. Uygunluk. Bağdaşıklık. Eş fazlı olma. Bağdaşım. Yapışma. İltisak. Tutarlılık.

Adaptation : İntibak. Uyarlayıcı. Kademe kademe farklılaşan çevre şartlarına uyabilmek için canlıların gösterdikleri kapasite; organizmanın çevresine uyumu ile oluşan bir evrim olayı. adaptasyon. çeşitli uzaklıklardaki cisimleri net olarak görebilmek için göz merceğinin gösterdiği değişiklik. akomodasyon. reseptörlerin farklı uyartılara karşı gösterdikleri uyum. Alıntı. İmtizaç. Uyum gösterme. Satnislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun, erişmek istediği ereği düşünerek, canlandıracağı hareketleri tam anlamıyla değerlendirebilmek için duruma kendini uydurması. duruma uyma, oyuncunun karşısındaki oyuncuya ve başka engellere göre saptanır. bunun için de «nasıl?» sorusunu sorar. Gözün, görme alanının ışıklılık ya da renk koşullarına alışması. bu alışmanın sonunda varılan durum. ışıklılığın birkaç cd/m² ‘den çok ya da büyüklüğün yüzde birinden az olmasına göre aydınlığa uyma (alışma) ya da karanlığa uyma (alışma)-dan söz edilir. Uyarlama. Uyarlama işiyle uğraşan kimse, yazar.

Capacitations synonyms : adjustment, balances, cadence, capacitation, cadences.