Bandiklemek nedir, Bandiklemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: banmak].

Beceriksiz, ehliyetsiz kimse bir işi beceremeyerek bozmak: Bir işi yapacağım diye ortaya çıkar, ancak bandikler.

Yemeği kıyısından azıcık yemek, tatmak, parmak batırmak, parmakla karıştırmak, artıklamak.

Bandiklemek anlamı, tanımı

Bandi : Kadın ayakkabısı. Çam ağacından yapılmış bardak yahut testi. Küçük testi, bidon

Bandik : Şalvar. Çocuk ayakkabısı, patik. Küçük lamba. Çabuk ateş alabilir, yanabilir madde, kav. Çam ağacından yapılmış bardak yahut testi.

Karıştırmak : Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

Artıklamak : Yemekte artık bırakmak.

Ehliyetsiz : Yetersiz. Ehliyeti olmayan.

Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.

Karıştırma : Karıştırmak işi.

Artıklama : Artıklamak işi.

Karıştır : Karıştırmak.

Batırmak : Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak. Kirletmek. Yitirmek. Mahvetmek. Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek. Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek.

 

Ehliyet : Sürücü belgesi. Ustalık, uzluk.

Artıkla : Fazla.

Batırma : Batırmak işi.

Kıyısın : Çankırı kenti, Eldivan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Parmak : İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.

Becere : Sarp, taşlık, kayalık (yer).

Bozmak : Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.

Tatmak : Dil yardımıyla bir şeyin tadının nasıl olduğunu anlamak. Bir şeyden az miktarda yemek veya içmek. Duymak, hissetmek.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Diğer dillerde Balvengaller dağ koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Balvengaller dağ koyunu ne demek ? : balwen welsh mountain sheep