Barda nedir, Barda ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: borda]

Burada.

Kayığın kenarı.

İki kanatlı büyük kapı, sokak kapısı.

At eyeri.

Barda hakkında bilgiler

Barda, 2007 yapımı bir Türk suç dram filmidir. Yönetmenliğini Serdar Akar yapmıştır. Film gerçek bir olaydan esinlenilerek hazırlanmıştır. 1997 yılında Ankara'da bir barda gerçekleşen bir grup gence uygulanan tecavüz, işkence ve cinayeti konu edinir.

26. İstanbul Uluslararası Film Festivali'nde yapılmış en sert Türk filmi olarak sunulmuştur.

Düzenli olarak geceleri arkadaşlarının barına giden yaşları 18 ile 25 arasında değişen bir grup genç; beş yabancının bara gelmesinden rahatsız olur. Barda çıkan kavga sonucunda gençler, yabancılar tarafından rehin alınır ve sabaha kadar işkence ve tecavüze maruz bırakılırlar.

Film uyuşturucu ve intikamla gözleri dönmüş bu beş kişinin işledikleri suçların hangi adalete göre cezalandırıldığının sorgulamasını da yapar.

Barda ile ilgili Cümleler

  • O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve büyük düz tabaklarla donattı.
  • Bir barda bir taburede oturan denizci çırağı balık ve cips sepetini beklerken bir bira ısmarladı.
  • Ali bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda bir saatten daha fazla bir süre dışarıda bekledi.
  • Oluklu kaşıklar geleneksel pelin ayininde belirli bir role sahiptir.Onlar bir adet küp şekeri soğuk suyla bardaklarının içine eritmek için küp şekeri bardağın üstünde tutmak için kullanılır.
  • Bardağın dolu tarafı daha güzel gözükür. Boş tarafı ise adı üstünde "boş". Dolu tarafına bakmanı rica edeceğim senden.
  • Onun işe genellikle geç gelmesi yeterince kötüydü fakat sarhoş gelmesi bardağı taşıran son damlaydı ve ben onun işine son verdireceğim.
  • Ali Mary'yi aradı ve ofisinin karşısındaki barda bir içki için onunla buluşmasını rica etti.
  • Jale'nin çok sık tuvalete gitmek zorunda olmasının nedeni onun günde on bardak çay içmesidir.
  • Çalışanların alışkanlıklarından biri sarhoş olmak ve ertesi güne kadar sefil hayatlarını unutmak için iş gününün sonunda bir barda ya da restoranda toplanmaktır.
  • O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve servis tabaklarıyla donattı.
 

Barda anlamı, tanımı:

Bardacık : Bir tür küçük ve tatlı yaş incir.

Bardacık eriği : Bardak eriği.

Bardağı taşıran damla : Sabır tüketen aşırı davranış veya durum.

Bardağı taşırmak : Sabrını tüketmek.

Bardak : Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Toprak testi. Boduç, çamçak. Bu kabın alacağı miktarda olan.

Bardak eriği : İri ve tatlı bir tür erik, bardacık eriği.

Bardakaltı : Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü. Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü.

 

Bardakçı : Bardak, çömlek vb. yapan veya satan kimse.

Bardaktan boşanırcasına yağmak : Yağmur çok şiddetli yağmak.

Bardan : Çok beyaz. Yük taşımak için kullanılan çanta veya çuval.

Bir bardak suda fırtına koparmak : Önemsiz, küçük bir sorunu büyütmek.

Bira bardağı : Bira içmek için yapılmış özel bardak.

Çay bardağı : Çay içmekte kullanılan cam bardak.

Eski çamlar bardak oldu : "devir değişti, eski tutumların değeri kalmadı" anlamında kullanılan bir söz.

Likör bardağı : Likör ikram edilen küçük, ince ve zarif cam bardak.

Limonata bardağı : Limonata ikram etmek için kullanılan ince, uzun cam bardak.

Rakı bardağı : Rakı içmek için özel olarak üretilen, dar ve uzunca bardak.

Şampanya bardağı : Şampanya içmeye ayrılmış özel, ince, uzun veya geniş tabanlı kısa bardak.

Şarap bardağı : Şarap içmek için özel olarak üretilen cam bardak.

Sebilhane bardağı gibi : Hoşa gitmeyen kalabalık (insan topluluğu).

Su bardağı : Su içmeye yarayan bardak.

Üstüne bir bardak su içmek : Bir işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, o işten vazgeçmek.

Üzerine bir bardak su içmek : Üstüne bir bardak su içmek.

Viski bardağı : Viski içmek için kullanılan özel bardak.

Usta : Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi. Zanaatçılar için unvan. Zanaat öğreticisi. Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse. Akıl veren veya öğreten kimse. Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir.

Çember : Yazma, yemeni, başörtüsü. Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi.

Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Pasaj. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey.

Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Keskin : Tiz (ses). Kıvrak. Çok kesici, iyi kesen. Etkili, sert. Hassas. Dikkatli. Zampara. Kırıcı, incitici. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri.

Çekiç : Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti. Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kilogram olan gülle.

Fıçıcı : Fıçı yapan veya satan kimse.

Türk : Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

Bardabaş : 1. Serseri, haşarı, burnunun doğrusuna giden, saygısız. 2 Tertipsiz, işini bilmez, perişan, savruk, pasaklı. Yaramaz, yerinde duramayan çocuk (<İt. guarda da basso) Geçimsiz

Bardacık arısı : Eşek arısından biraz küçük, ince yapılı, sarı kara, uzunca arı (kendisi ve yuvası bardak şeklinde olduğundan bardacık arısı denilmiştir).

Bardacuk : Tatlı, sulu, mor renkli bir çeşit erik.

Bardaçık : Taze incir.

Bardag : bk. bardak (I)- bk. bardak (I)-2. Toprak testi, küçük testi. Çamdan yapılmış su testisi. Bardak

Bardağ : Bardak. bk. bardak (I)- 2.bk. badak (VIII)-2. Toprak testi, küçük testi.

Bardağ erik : Uzun, kokulu, sarı veya mor renkte bir çeşit erik

Bardağerik : Tatlı, sulu, mor renkli bir çeşit erik.

Bardağı : Taze incir.

Bardah : bk. bardak (I)- 2.bk. bardak (I)-2. Toprak testi, küçük testi. Çamdan yapılmış su testisi. Bardak

Diğer dillerde Barda anlamı nedir?

İngilizce'de Barda ne demek? : [Barda] n. kit, gear (Slang)

v. bard

v. harness, rein

Fransızca'da Barda : [le] tertibat, takım