Barer türkçesi Barer nedir

Barer ingilizcede ne demek, Barer nerede nasıl kullanılır?

Bare bones : Bir şeyin temelleri. Basit ancak en hayati gerçekler ve ilkeler.

Bare cable : Çıplak kablo.

Bare chance : Zayıf olasılık. Zayıf ihtimal.

Bare faced : Yüzsüz. Arsız.

Bare facts : Çıplak gerçekler. Olduğu gibi. Çıplak gerçek. Açık olaylar.

Bare necessities : Zaruri gereksinimler (gıda, giyim, hava koşullarından koruma malzemeleri vs gibi). Yaşam için gerekli temel şeyler. Temel ihtiyaçlar.

Bare legged : Baldırı çıplak. Çıplak bacaklı. Çorapsız.

Bare of : -den yoksun. -si eksik. -siz. -si olmayan. -den boş.

Bare headed : Başörtüsüz. Açık başlı. Başı örtüsüz.

Bare handed : Alet kullanmadan. Silahsız.

İngilizce Barer Türkçe anlamı, Barer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Barer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Atrichosis : Saçsız. Atrikiya. Atrikozis.

A modicum of : Az bir miktar. Zerre kadar. Bir nebze. Pek az. Bir parça.

A shade : Biraz.

For a little : Kısa bir zaman için.

Austerest : Sert. Ağırbaşlı. Ciddi. Süssüz. Hoşgörüsüz. Haşin.

Bleak : Nahoş. İnci balığı. Sazangiller familyasından, şerit arakonakçısı bir balık türü; akbalık. Akkefal. Kasvetli. Tatsız. Sevimsiz. Rüzgara maruz. Kötü.

 

Few : Kıt. Sayıca az. Havadan önlemede. Az bulutlu. Az miktar. Az. Yedi veya daha az sayıda uçak gördüğünü yer önleme istasyonuna bildirmede kullandığı bir kod. Birkaç. Bazıları.

Avowed : Beyan edilmiş. Açıkça ilan edilmiş olan. Bariz. Belli.

Barer synonyms : pileless, in a state of undress, featherless, traveler, designative, carrier, attics, any, arcadias, blankest, birthday suit, a trifle, fledgeless, chaster, nude, bleakest, aboveboard, a little bit, exposed, bleakish, glabrous, denuded, acarpellous, aphylly, leafless, napless, artless, naked, apetalous, apparentness, aperture, flat, have nothing on.

Barer zıt anlamlı kelimeler, Barer kelime anlamı

Clothed : Örtmek. Renklendirmek. Kaplamak. Bürümek. Zenginleştirmek. Sarmak. Giydirilmiş. Güzel bir dille anlatmak. Giysi sağlamak. Giyinmiş.

Ample : İri. Bol bol yetecek kadar. Geniş. Heybetli. Gerektiğinden çok. Bol. Kafi. Çok. Etraflı. Yeterli.