Bayın nedir, Bayın ne demek

Bayın; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şımarık, yüzsüz, nazlı, yaramaz, terbiyesiz, arsız, densiz.

Bayın isminin anlamı, Bayın ne demek:

[Bakınız: Baylan]. Bayın ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Bayın kısaca anlamı, tanımı

Bayıncan : Patlıcan

Bayındırhüyük : Yozgat şehri, Çekerek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bayındırılmış toprak : Kentesl altyapısı, kolaylıkları sağlanarak görevlerini yerine getirmeye, üzerinde yapı yapmaya elverişli duruma getirilmiş toprak parçası.

Bayındırım akçası : İngiltere'de, toprak iyelerinin, kendi toprakları üzerinde bayındırlık etkinliğinde bulunabilmeleri için bayındırım oluru karşılığında kamu kuruluşlarına ödemekle yükümlü oldukları para.

Bayındırım belgesi : Bir kentin düzentasarındaki ve yapıdüzen yönetmeliğindeki ilkelere göre, bir kimsenin, iyesi olduğu yerbölüm üzerinde yapacağı yapının niteliklerine ilişkin tasarı düzenlemesine yardımcı olmak üzere, isteği üzerine, kendisine kent yönetimince verilen ve yapılacak yapının toprak üzerindeki konumu ile, komşu yerbölümlere uzaklıklarını gösteren belge.

Bayındırım dengelemi : Kent tasarlarının ve izlencelerinin uygulanması sonucunda, kentte yaşayan bireylerin ve toplumun elde edecekleri toplumsal ve ekonomik yararlarla ödemek zorunda kalacakları toplumsal ve ekonomik tutarın karşılaştırılmasına dayanan bir tasar değerlendirme yöntemi.

 

Bayındırım hakkı : Toprağın iyeliğinden ayrı olarak, toprak iyesinin, kamunun vargı, eylem ve işlemleri sonucunda, hiçbir emek vermeksizin, toprağının bayındırılmasından elde edeceği artık değer. İngiltere hükümetinin, 1947 tarihli bir yasa ile, kent toprağı iyelerinden, belli bir ön ödeme karşılığında alarak ulusallaştırdığı, bayındırma ve geliştirme ayrıcalığı.

Bayındırım hakkının ulusallaştırılması : Topraklarını bayındırma karşılığında elde edecekleri kazancın belli bir bölümünü toprak iyelerine önceden ödeyerek, bayındırım yetkisinin devletçe alınıp kamu yararına ayrılması.

Bayındırım izlencesi : Bir kentin ya da kasabanın düzentasarını uygulayabilmek için, yapılması öngörülen bayındırlık ve kamulaştırma işlerini, gerektirdikleri kaynak, gereç ve görevli sayısını da belirterek, tasar süresinden daha kısa dönemlere ayırarak öncelik sırasına koymak. Başka ülkelerde, genellikle 4, 5 ya da 6 yıl süreyle hazırlanan bayındırım izlencelerinin süresi, Türkiye'de 5 yıldır.

Bayındırım kurulu : Bir kentin düzentasarının ilk hazırlıklarını yapmak, kentin toplumsal, ekonomik ve toprak kullanımıyla ilgili tüm özelliklerine ilişkin bilgileri toplamakla görevli ve türlü bilim dallarının ve uğraş alanlarının temsilcilerinden oluşan yarkurul. Kent genel kurulunun, bayındırlık ve yapıdüzeni işleriyle görevli üyelerinden oluşan yarkurulu. Türkiye'de özel bir yasayla kurulmuş bulunan ve Ankara'nın bayındırılması ile görevlendirilmiş kurul.

 

Bayındırım ortaklığı : Bir kenti, kasabayı ya da bir kentin yalnız bir bölümünü bayındırmak için kamunun öncülüğünde kurulan, tüzel kişiliği ve özel kaynakları bulunan ortaklık. İngiltere'de, 1946 yılında çıkarılan Yeni Kentler Yasası uyarınca, bu kentlerin kurulması ve geliştirilmesiyle görevlendirilmiş kurum.

Bayındırım sınırı : Kent yönetimi alanının sınırlarından daha dar olmamak üzere, kent ve kasabaların gelişme doğrultularında yer alan, komşu alanları da kapsayan, kent düzentasarında öngörüldüğü biçimde bayındırlık ve yapı denetimlerinin geçerli olduğu ve yasada gösterilen biçimde belirlenen alanın sınırları.

Bayındırlaşma : Bayındırlaşmak durumu.

Bayındırlaştırabilme : Bayındırlaştırabilmek işi. Bayındırlaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bayındırlı : Osmaniye kenti, Düziçi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Bayındırlık işleri : Yurdu geliştirip güzelleştirme, ekonomik yönden kalkındırma amacıyla yapılan çalışmalar. Köprüler, limanlar, yollar, barajlar yapımı gibi büyük işler.

Bayındırmak : [Bakınız: baymak]. Uyutmak. Bayıltmak.

Bayınık : Baygın, süzgün bakışlı (göz).

Bayınlanmak : Şımarıklık etmek, çok söylemek, yüzsüzlük etmek, nazlanmak, (bir kimseyi) canından bezdirmek.

Bayınlık : Şımarıklık.

Bayınmak : Bayılmak: Akşam bizim çocuk bayındı. Uyumak. Kendini bir şeye vermek, dalmak. Hasta kendinden geçmek. Tahammül etmek: Burası çok sıcak hiç bayınamıyorum. Vermek, ödemek (argo): Bu tabancaya 250 lira bayındım. Büyümek, boylanmak. Bayılmak.

Bayınnanmak : Şımarıklık etmek, çok söylemek, yüzsüzlük etmek, nazlanmak, (bir kimseyi) canından bezdirmek.

Kırsal bayındırım : Belediye sınırları dışında kalan kırsal alanlarda bayındırlık etkinliklerini düzenlemeyi amaçlayan yasal kuralların, denetimlerin uygulanması.

Toplu bayındırım : Bir kentin ya da kasabanın belli bir yöresinin, yangın ve yersarsıntısı gibi doğal kıranlar, eskime ya da kent yenileme nedenleriyle bir bütün olarak ele alınıp tasarlı etkinliklere konu yapılması.

Bayındır : Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

Bayındırcı : Bayındır duruma getirici.

Bayındırlaşmak : Bayındır duruma gelmek.

Bayındırlaştırma : Bayındırlaştırmak işi, imar etme.

Bayındırlaştırmak : Bir yeri bayındır duruma getirmek, imar etmek.

Bayındırlık : Bayındır olma durumu, ümran, mamurluk. Bayındır duruma getirme işi, imar.

Diğer dillerde Bayıltma yoluyla avcılık anlamı nedir?

İngilizce'de Bayıltma yoluyla avcılık ne demek ? : stupefying