Baymak nedir, Baymak ne demek
- Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak.
- Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak

- Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak.
Yerel Türkçe anlamı:
Bir acıya tahammül etmek, katlanmak, dayanmak: Yarasına bakmaya özüm baymadı.
Bir şey Eskiyerek şeklini kaybetmek: Ayakkabın baymış.
Can sıkmak, bıktırmak, üzmek, canından bezdirmek.
Yormak.
Şımarık, yüzsüz, nazlı, yaramaz, terbiyesiz, arsız, densiz.
Yiyecek baygınlık vermek, mideyi hafifçe bulandırmak, midede ezinti yapmak: Dadı almayı hiç yiyemem, içimi bayar.
Tırnak uzamak (hayvanlarda).
Yiyecek, içecek mide bulandırmak, baygınlık vermek.
İnanmak, kanaat getirmek, tatmin olunmak: Dediklerine özüm baydı.
Büyümek, gelişmek, serpilmek, şişmanlamak.
Mideyi hafifçe bulandırmak, midede ezinti yapmak
Zenginleşmek, zengin olmak
Bayılmak.
Aldatmak, kandırmak, göz boyamak, manyetize etmek, tesir altında bırakmak.
Oğlaklar yan yan basmak.
Bayıltmak. 3.bk. bayınmak (I)-
Ahmak, budala.
Kurtulmak.
Göz boyamak.
Aklı başına gelmek.
Ayakları eğri olarak doğan keçi yavrusu (oğlak).
[Bakınız: baylan]
İnanmak, kanmak.
Diğer sözlük anlamları:
Kanmak, inanmak.
Baymak anlamı, kısaca tanımı:
Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.
Baygınlık : Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. Baygın olma durumu.
Vermek : Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Tespit etmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bırakmak veya bağışlamak. Ayırmak, harcamak. Satmak. Ödemek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Dayamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Ondan bilmek, atfetmek. Yaymak. Doğurmak. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak. Herhangi bir duruma yol açmak.
Mide : Karın, karın bölgesi. Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası. Yemek yeme isteği.
Bulandırmak : İki veya daha çok şeyi birbirlerinden fark edilmeyecek bir biçimde karıştırmak. Bulanmasına yol açmak, bulanmasını sağlamak.
Ezinti : Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik. Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı.
Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir durum yaratmak. Düzenli bir duruma getirmek. Evlendirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Davranmak, hareket etmek. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Dışkı çıkarmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Olmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Üretmek. Yol almak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Gerçekleştirmek.
Aldatmak : Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Yalan söylemek. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Birine verilen sözü tutmamak. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek.
Kandırmak : Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek. Aldatmak. İçme, yeme isteğini karşılamak.
Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.
Bırakmak : Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Sarkıtmak. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bıyık veya sakal uzatmak. Kötü bir durumda terk etmek. Saklamak, artırmak. Boşamak. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Koymak. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Unutmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Sahiplik hakkını başkasına vermek. Yanına almamak, yanında götürmemek. Ayrılmak, terk etmek. Bakılmak, korunmak için vermek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Engel olmamak.
Can : Gönül. Güç, dirilik. Yaşama, hayat. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Kişi, birey.
Sıkmak : Silahla ateş etmek. Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Yalan söylemek. Dar gelmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak. Sıkıntı vermek.
Bunaltmak : Bunalmasına yol açmak.

Bu kısımda Baymak nedir? Baymak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Baymak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Baymak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.