Bazaar türkçesi Bazaar nedir

  • İki üç yüzyıl önce yapılmış olup bugün de kullanılan, yalnız yayalara açık, üstü kapalı yolların iki yanına dizilmiş satışlıklardan oluşan kent kesimi. bk. bedesten.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Alıcı ve satıcıların fiziki olarak karşılaştıkları, dükkanların bulunduğu açık veya kapalı alışveriş yeri.
  • Yardım amacıyla düzenlenen satışlar.
  • Çarşı.
  • Kermes.
  • Pazar yeri.
  • Pazar.
  • Kapalı çarşı.

Bazaar ile ilgili cümleler

English: The bazaar ended a great success.
Turkish: Pazar büyük bir başarıyla bitti.

English: Do you know how can I go to the grand bazaar?
Turkish: Kapalıçarşı'ya nasıl gidileceğini biliyor musunuz?

English: The danger is that Hebrew will be spoken in the bazaar, but English in the universities.
Turkish: Tehlike şudur, İbranice pazarda ama İngilizce üniversitelerde konuşulacak.

English: Tomorrow let's go to the morning bazaar.
Turkish: Yarın, sabah pazarına gidelim.

Bazaar ingilizcede ne demek, Bazaar nerede nasıl kullanılır?

Charity bazaar : Kermes. Yardım kermesi.

Bazaars : Çarşı. Kermes. Pazar. Pazar yeri.

Bazar : Fuar. Açık hava satışı. Dışarıda yapılan satış. Panayır. Pazar.

Bazars : Pazar. Dışarıda yapılan satış. Panayır. Fuar. Açık hava satışı.

Calabaza : Sukabağı ağacı. Su kabağı testisi. Su kabağı.

 

Carbazotic : Pikrik asite ait (kimya).

Bashi bazouk : Başıbozuk.

Cambazola : Yumuşak alman mavi peyniri. Cambozola.

Dacarbazine : Antineoplastik ilaçların alkilleyici grubuna dahil bir triazen türevi ilaç. Dakarbazin.

Bashibazouk : Başıbozuk.

İngilizce Bazaar Türkçe anlamı, Bazaar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bazaar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Marketplace : Hal (pazar yeri). Piyasa. Pazar meydanı. Pazaryeri.

Bazar : Dışarıda yapılan satış. Fuar. Açık hava satışı. Panayır.

Mall : Vurmak. Tokmaklamak. Taşıtlara kapalı cadde. Mesire. Dövmek. Alışveriş merkezi. Avm (alışveriş merkezi). Ağaçlı yol. Tokmakla dövmek.

Emporia : Ticaret merkezi. Kansas eyaletinde şehir. Mağaza. Virginia eyaletinde bölge. Market. Virginia eyaletinde şehir.

Faired : Sergi. Açık tenli. Fuar. Adil. Panayır. Dürüst. Kesmek. Adaletli. Yontmak.

Agoras : Agora. Meclis. Toplanma yeri. Toplantı yeri. Meydan. Açık alan.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

 

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Bazaar synonyms : down town, downtowns, abolition of forced labour convention, agorae, shopping center, fairs, sunday, abnormal budget receipts, mart, malled, kermess, piazza, bazaars, downtown, covered market, debouche, marts, fair, emporiums, sale of work, arcade, market place, shop, outlet, agora, a change in supply, market, abnormal budget expenditures, bazars, a change in individual demand, a shift in demand, a pass through certificate, emporium.

Bazaar ingilizce tanımı, definition of Bazaar

Bazaar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In the East, an exchange, marketplace, or assemblage of shops where goods are exposed for sale.