Be in a jam türkçesi Be in a jam nedir

  • Dar boğazda olmak.
  • Zor durumda olmak.
  • Darda olmak.
  • Sıkıntıda olmak.
  • Karışıklık içinde olmak.
  • Başı dertte olmak.
  • (parasal) sıkıntıya düşmek.
  • Zorda olmak.
  • Güçlük içinde olmak.
  • Zorluk içinde olmak.

Be in a jam ingilizcede ne demek, Be in a jam nerede nasıl kullanılır?

Be : Bulunmak. Mal olmak. -dı. -di. Berylliumb (berilyum). Var olmak. Olmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -dır. Anlamına gelmek.

In : Dahili. Mevsimi gelmiş. Çok moda olan. Da. İçinde. Gelmiş olan. İktidardaki. İçine. Tutulan. De.

A : İngiliz alfabesinin birinci harfi. Belirli bir tür veya nitelikteki. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Amperin simgesi. La (müzik terimi). Argonun simgesi. (herhangi) bir. En yüksek not. Bir. Herhangi bir.

Jam : Doğaçlama çalmak (caz). Tıkamak. Reçel. Kıstırmak. Sıkıştırmak. Sıkıştırarak bir geçidi doldurmak. Basmak. Sıkışıklık. Tutukluk yapmak. Kenetlenmek.

Be in a bad mood : Keyfi yerinde olmamak. Havasında olmamak. Keyifsiz olmak.

Be in a bind : Dara düşmek. Başı belada olmak. Darda olmak. Başı dertte olmak. Sıkıntıda olmak. Zorda olmak. Parasız kalmak. Sıkışık durumda olmak.

Be in a bad temper : Pirelenmek.

Be in a bad way : Heyheyleri üzerinde olmak. Kötü gününde olmak. Zorluklar veya sorunlar yaşıyor olmak. Mutsuz bir ruh halinde olmak. Çok zor bir durumda olmak. Ağır hasta olmak. Meydanda kalmak. Çok hasta olmak.

 

Be in a bind for : İhtiyacı olmak. Muhtaç olmak.

İngilizce Be in a jam Türkçe anlamı, Be in a jam eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be in a jam ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in dire straits : Çok güç durumda olmak. Çok zor bir durumda olmak. Darlık içinde olmak.

Have a thin time : (parasal olarak) sıkıntıya düşmek. (maddi olarak) dara düşmek. Parasız kalmak.

Be in a hole : Sıkıntılı olmak. Kötü durumda olmak. Kapana kısılmak. Çıkmazda olmak. Açmazda olmak. Boşlukta olmak.

Be in a strait : Başı belada olmak. Bir sorunu olmak. Bir derdi olmak. Sorun sahibi olmak. Çıkmazda olmak.

Be distressed : Sıkıntısı olmak. Kahırlanmak. Kasvet çökmek.

Be up the pole : Sarhoş olmak. Çakırkeyif olmak.

Be in trouble : Sıkışmak. Başına (bir) iş gelmek. Ayvayı yemek. Zorda kalmak. Hapı yutmak. Başı sıkışmak. Başı belada olmak.

Be in queer street : Uçan kuşa borcu olmak. Borca batmak. Borcu olmak. Parasız kalmak.

Be in a cleft stick : İki arada bir derede kalmak. Çıkmazda olmak.

Be worried : Endişelenmek. Kukumav gibi düşünüp kurmak. Düşünmek. Endişeli olmak. Sıkıntısı olmak.

Be in a jam synonyms : be in a bind, be behind the eight ball, be on the griddle, be in the doghouse, be pushed for money, get in a jam, be in a sorry pickle, be in a tight corner, be up a gum tree, be in deep water, be badly off, get into a jam, famish, be at a desperate pass, be pressed for, famishes, be in distress, feel the pinch, be pushed, be in the soup, be hard pressed, be in hot water, be in a nice pickle, be pressed for money, be in a pickle, get into in a jam, be in a sad pickle.