Jam türkçesi Jam nedir
- Durdurmak.
- Sıkmak.
- Sıkışıklık.
- Tıkmak.
- Tıkamak.
- Doğaçlama çalmak (caz).
- Basmak.
- Kenetlenmek.
- Takılmak.
- Hareketsiz kalmak.
- Parazit yapmak.
- Sıkışmak.
- Bilgisayar alanında kullanılır.
- Kıstırmak.
- Sıkışma.
- Sıkıştırmak.
- Sıkıştırarak bir geçidi doldurmak.
- Reçel.
- Bastırmak.
- Tutukluk yapmak.
- Yayını bozmak.
Jam ile ilgili cümleler
English: Ali spread some strawberry jam on a slice of bread.
Turkish: Ali bir dilim ekmeğe çilek reçeli sürdü.
English: Please hide the blueberry jam where Takako can't see it.
Turkish: Lütfen yabanmersini kavanozunu Takako'nun göremeyeceği bir yere sakla.
English: Everyone respects you, what more do you want - jam on it?
Turkish: Herkes size saygı duyuyor, daha ne istiyorsunuz?
English: She made jam from the apples.
Turkish: O, elmalardan reçel yaptı.
English: Ali was stuck in a traffic jam for what seemed like hours.
Turkish: Ali saatlerce bir trafik sıkışıklığında sıkıştı.
Jam ingilizcede ne demek, Jam nerede nasıl kullanılır?
Jam in : Sıkışmak. Küçücük yere sıkıştırmak. Sıkıştırmak. Kıstırmak. Sıkışıp kalmak. Tıkıştırmak. Takılmak.
Jam jar : Araba. Reçel kavanozu.
Jam nut : Kontra somun. Sıkıştırma somunu.
Jam on : Frene basmak. Frenlere asılmak.
Jam on the brakes : Frenlere asılmak. Frene kuvvetle basıvermek. Frene basmak.
Jam pot : Reçel kavanozu. İçinde reçel muhafaza edilen kap.
Jam session : Caz konseri. Doğaçlama caz dinletisi. Müzik gösterisi veya seansı. Cazcıların bir araya gelip doğaçtan çaldığı caz müziği. Cazcıların bir araya gelip doğaçlama olarak çaldığı caz müziği.
Jam tomorrow : Asla gerçekleşmeyecek vaat veya söz. Vaat. Söz verilen şey. Vadedilen şey. Vadedilen ancak gerçekleşmeyecek olan söz. Beklenti.
Jam pack : Maksimum kapasiteye kadar doldurmak veya paketlemek. Sıkıştırarak paketlemek.
Jam recovery : Sıkışıklık kurtarma.
İngilizce Jam Türkçe anlamı, Jam eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Jam ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Assuages : Dindirmek. Hafifletmek. Yatıştırmak. Tatmin etmek. Azaltmak. Kesmek.
Compacting : Sıkıştırma. Sıkılaştırmak. Sıkılama. Kompaksiyon. Dosya sıkıştırılıyor. Isıl işlemle cam yoğunluğunu artırma. Yoğunlaştırmak. Düzenleniyor.
Straying : Sapmak. Dolaşmak. Ayrılmak. Yoldan sapmak. Yolunu kaybetmek. Yolunu kaybetme. Cızırtı yapmak. Gezinmek. Dolaşma.
Calks : Başlı buz çivisi. Buzmıhı gemi. Kalafat etmek. Kalafatlamak.
Jamming : Frekans bozma. Yayını bozma. Burunda sümük toplanması. Parazit yapma. Sıkıştırma. Sinyal boğma. Karıştırma. Tutukluk.
Blow the whistle on : Herkese duyurmak. Kesmek. İtiraz etmek. Islıklamak. İlan etmek. İhbar etmek. Ele vermek. Sona erdirmek.
Drive into a corner : Kaçabilmesi zor bir duruma getirmek. (kişiyi) köşeye sıkıştırmak. Köşeye sıkıştırmak.
Be pushed : Darda olmak. Zamanı az olmak. Zamana ihtiyaç duymak. İtilmek.
Catch : Yakalamak. Avlamak. Yakalanan şeyin miktarı. Çarpmak. Baskın yapmak. Birdenbire farketmek. Kapmak. Geçmek. Tutma.
Jam synonyms : strawberry preserves, bring short, be taken short, shoves, block, bothering, abbreviate, scrupulosity, corners, astringes, flood, call a halt, bother, pressures, seize up, assuage, be fastened, clods, allayed, bore, interferes, clasp, baulked, ailed, crushing, aborts, banters, seize, baulking, compresses, catches, bombarded, stringency.
Jam zıt anlamlı kelimeler, Jam kelime anlamı
Pull : Koymak. Kenara parketmek. İltimas. Kenara çekmek (araba). Zorlu tırmanış. Fırt. Nüfuz. Çevirmek (iş). Yudum. Çekiştirmek.
Function : Merasim. Fonksiyonunu yerine getirmek. Bir nesnenin ya da bir kimsenin gördüğü iş, kendisinden beklenen eylem. iş görme yetisi. belli bir değişkenle ilişkili olan herhangi bir matematiksel ifade. Bilgisayar, biyoloji, eğitim, fizik, kimya, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir organ ya da bölgeye özgü olan doğal faaliyet. fonksiyon. İş. Kimi niceliklerin değişimiyle bağıntılı olarak değişen niceliklere verilen genel ad. Resmi ya da özel tören. Amaç. Fonksiyon.
Jam ingilizce tanımı, definition of Jam
Jam kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To wedge in. A crush. A kind of frock for children. As, raspberry jam. To crowd. Currant jam. As, a jam in a street. To squeeze. Also, the pressure from a crowd. A preserve of fruit boiled with sugar and water. Grape jam. A jam of logs in a river. A mass of people or objects crowded together. To press into a close or tight position. [Bakınız: Jamb].

Bu kısımda Jam kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Jam ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Jam anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Jam ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.