Jam in türkçesi Jam in nedir

Jam in ingilizcede ne demek, Jam in nerede nasıl kullanılır?

Jam : Sıkışıklık. Sıkmak. Sıkıştırarak bir geçidi doldurmak. Durdurmak. Basmak. Sıkışma. Hareketsiz kalmak. Sıkıştırmak. Doğaçlama çalmak (caz). Yayını bozmak.

In : İçine. De. İç. İktidardaki. İçeri. Dahili. Halinde. İçeriye. Tutulan. Gelmiş olan.

Jam jar : Araba. Reçel kavanozu.

Jam nut : Kontra somun. Sıkıştırma somunu.

Jam on : Frenlere asılmak. Frene basmak.

Jam pack : Sıkıştırarak paketlemek. Maksimum kapasiteye kadar doldurmak veya paketlemek.

Jam on the brakes : Frene kuvvetle basıvermek. Frenlere asılmak. Frene basmak.

İngilizce Jam in Türkçe anlamı, Jam in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jam in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chaff : Ufalamak. Takılmak (argo terim). Saman. Tahılın dış kabuğu. Keten, pamuk vb. tohumların hasat veya çeşitli işlemler sonrasında tohumu çıkarılmasıyla geriye kalan zarf veya kapsülleri, kapçık, tahıl kabuğu. Şakalaşma. Şaka. Şakalaşmak. Tahıl kapçığı.

Squeezes : Para sızdırmak. Ezmek. Suyunu çıkarmak. Sıkmak. Ezilmek. Zorla almak. Baskı yapmak. Sığdırmak.

 

Besieges : Muhasara etmek. Kuşatma altına almak. Kuşatma altında tutmak. Yağmuruna tutmak. Çevirmek. Çevresini sarmak. Etrafını almak. Kuşatmak. Başına üşüşmek. Yağmuruna tutmak (argo terim).

Jam : Kenetlenmek. Parazit yapmak. Sıkıştırarak bir geçidi doldurmak. Yayını bozmak. Durdurmak. Tıkamak. Sıkmak.

Be pinched : Çimdiklenmek. Kıvranmak. İhtiyacı olmak. Acı çekmek.

Bombarded : Bombardıman yapmak. Yağmuruna tutmak. Topa tutmak. Bombalamak. Bombardıman etmek. Üzerine varmak. Gülle yağdırmak. Dövmek. Soru yağmuruna tutmak.

Caught : Enselemek. Bulaşmak. Cezbetmek. Baskın yapmak. Çalışmak (mekanizma). Yakalamak. Yakalanmış. Tokat atmak. Yakalanmak. Geçmek.

Banter : Takılmak (argo terim). Takılma. Laklak. Dalga geçmek. Sohbet. Alay. Şaka yapmak. Hafif konuşma. Şakalaşmak. Şaka.

Drive into a corner : Köşeye sıkıştırmak. (kişiyi) köşeye sıkıştırmak. Kaçabilmesi zor bir duruma getirmek.

Astringe : Büzmek. Kabız. Sıkmak.

Jam in synonyms : huddle, have to go, catch, bombard, stuff in, be pushed, pinch, huddling, gulp down, be stuck, be fastened, jams, banters, be caught short, be taken short, besiege, chipped, nips, cornering, pinches, get stuck in, be in trouble, beset, bombards, be urgent with somebody, corner, box in, pile in, astringing, get there, crack a joke, chip, claw hold of.