Belongings türkçesi Belongings nedir

Belongings ile ilgili cümleler

English: Ali gathered his belongings and headed for the door.
Turkish: Ali eşyalarını topladı ve kapıya yöneldi.

English: Brian left his belongings behind.
Turkish: Brian eşyalarını geride bıraktı.

English: Ali put all his belongings in boxes and sent them Boston.
Turkish: Ali tüm eşyalarını kutulara koydu ve onları Boston'a gönderdi.

English: Ali put all his belongings in a small suitcase.
Turkish: Ali tüm kişisel eşyalarını küçük bir valize koydu.

English: Be sure to take all your belongings with you.
Turkish: Tüm eşyalarınızı yanınıza almayı unutmayın.

Belongings ingilizcede ne demek, Belongings nerede nasıl kullanılır?

Belonging to : Ait. -e ait.

Sense of belonging : Aitlik hissi. Aidiyet duygusu. Ailede çocuklar ile yetişkinlerin birbirlerine bağlı olduklarını bilmeleri, kendilerine gereksinme duyulduğunu sezmeleri. bir toplumsal kümeyi oluşturan kişilerin birbirlerine bağlı olduklarını duymaları. İlişkinlik duygusu. Mensubiyet hissi. Mensubiyet duygusu. Aidiyet hissi.

Belonging : Mensup olma. Bir parçası olma. Üye olma. Eşya. Mensubiyet. Ait olma. Aidiyet. Mensup. Ait olarak.

 

Belongingness : Güvende olma isteği. İlişkinlik. Bireylerin bir topluluk, toplum kesimi ya da toplumsal kümeye bağlılık duygusu ya da bilinci. Aidiyet.

Belong to : Ait olmak. Mensup olmak. İlgili olmak. Malı olmak (bir şey birinin). Üyesi olmak. Yararlı olmak. Yeri olmak. Uygun olmak. Bağlı olmak.

Belongs at beginning of drive : Sürücünün başlangıcındaki.

Belongs at end of drive : Sürücünün sonundaki.

Belong : İlgili olmak. Yararlı olmak. (birine) ait olmak. -in yeri (belirli bir yerde) olmak. Uygun olmak. Doğru yerde olmak. Ait olmak. Yerinde olmak. Yeri olmak. Nin olmak.

Belongs to : -a ait. -nın. -na mensup. -nın üyesi. Tarafından sahipli. -na üye.

Belongs in middle of drive : Sürücünün ortasındaki.

İngilizce Belongings Türkçe anlamı, Belongings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Belongings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gimcracks : Eski püskü şeyler.

Trust : Ummak. İnancı olmak. Ümit. Emniyet etmek. İnanmak. Birtakım tecimevi ya da tüzel kişiliği olan ortaklıkların yapım, üretim evi ve yerlerin satağı elde tutmak amacıyla aralarında yaptıkları anlaşma. güvenceye dayanan işleri inalcının bir kişi ya da kuruluş adına yönettiği mallar. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ümit etmek. Kredi. Güvenilir kişi.

Bulks : Şişmek. Büyütmek. Ekseriyet. Esas kısmı. Kütle. Geniş vücut. Yığın. Boy. Şişirmek.

Freightage : Nakliye vergini. Taşıma ücreti. Nakliye ücreti. Navlun. Yük. Kargo. Yük taşıma.

Stockholding : Hissedarlık.

Kits : Malzeme. Alet çantası. Alet takımı. Araç gereç.

Shareholding : Ortak. Şirket veya kurumların hisseleri şeklindeki hisseler. İştirak. Hissedarlık. Paysahipliği.

 

Spirituality : Ruhsallık. Manevilik. Tinsellik. Toplumsal ya da bireysel olayların özdeksel olmayan, duyumsal ve ansal süreçlere ilişkin yanı. Özcellik. Dinsellik. Dini değerlere önem verme. Ruhanilik. Ruhilik. Maneviyat.

Commonage : Kamu arazisinde otlatma hakkı. Genel arazi hakkı. Müşterek mal sahipliği. Ortak yararlanma hakkı. Avam.

Bona : Menkul ve gayrimenkul eşya. Hoş (latince). İyi. Menkul şeyler. Güzel.

Belongings synonyms : rateables, ratables, material possession, stockholdings, spiritualty, church property, worldly possessions, tangible possession, worldly belongings, possessions, salvage, rental, truck, holding, paraphernalia, personal effects, wealth, baggage, there are, junks, private property, bulk, value added reseller, traps, exists, gear, property, trucks, estate, personalty, gimcrackery, peculiar, available.