Bodi nedir, Bodi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz.

Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu.

Ördek.

Deve yavrusu.

Küçük bidon.

Bodi anlamı, tanımı

Bodi bodi : Manda ve yavrusunu çağırma ünlemi. Çocuk dilinde manda. Kuraklık günlerinde, yağmur yağdırmak için çocuklar tarafından oynanan oyun

Bodian yöntemi : Kolloidal gümüş yardımıyla sinir ipliklerinin ve sinir hücrelerinin ortaya konmasında kullanılan histolojik boyama yöntemi.

Bodiç : [Bakınız: boduç]. Çam ağacı veya topraktan yapılmış küçük testi, yuvarlak, kulpsuz testi. Kapaklı ve lüleli çinko sürahi, toprak, bakır sürahi. Güğüm, küçük güğüm. Çam ağacından yapılmış su fıçısı, varil.

Bodik : Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Kaz ve ördek yavrusu. [Bakınız: boduk]. [Bakınız: badak]. [Bakınız: badi]. Deve yavrusu. Küçük testi.

Bodiri : Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Küçük konyak kadehi. [Bakınız: badak].

Bodiye : Kızların okul önlüğü.

Büyüklük : Büyük olma durumu. Ululuk. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Tıknaz : Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız.

 

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Manda : Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

Ördek : Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.

Bidon : İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap.

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

Bodur : Enine göre boyu kısa ve tıknaz.

Boylu : Boyu olan. Boyu benzerlerinden uzun olan.

Tıkna : Kuş gagası. Fiske. 1.Kendi zayıf, karnı büyük ve şişkin kişi. 2.Çok yemekten hazımsızlığa uğramış kişi. Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

 

Yeni : Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Tanınmayan, bilinmeyen. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Daha öncekilerden farklı olan. Eskisinin yerine gelen. En son edinilen. İşe henüz başlamış. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Diğer dillerde Bod anlamı nedir?

İngilizce'de Bod ne demek ? : biological oxygen demand