Badak nedir, Badak ne demek

Badak; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz.

Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan: Badağın biri hendeği atlayamadı.

Tek husyeli hayvan, iyi burulmamış, dişisine yanaşamayan hayvan.

Husye, erkeklik bezi.

Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu.

Fıtık.

Dermansız, takatsız, çevik olmayan.

Duygusuz, vurdumduymaz.

İki çocuk kardeşlik olmak için serçe parmaklarıyla tutuşma.

[Bakınız: bağda].

Bir şeyi uzatmak için yapılan ek, ilâve.

[Bakınız: badal].

Yeni kurutulan üzüm arasında kalan yaş taneler.

[Bakınız: bardak].

Bardak.

Merdiven, merdiven basamağı.

Akran, eş, denk.

Çelme, güreşte bacak atma.

Toprak testi, küçük testi.

İyi enenmemiş, erkeklik bezi tek olan hayvan.

Erkeklik bezi.

Kısa boylu.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Niğde ilinde, Kemerhisar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Badak kısaca anlamı, tanımı

Bada : Beceriksiz, iş bilmez, tertipsiz, şaşkın. Savrulmak üzere yığılmış ekin, tınaz. Bardak

Ballı badak : Bal, yağ, ekmekle yapılan tatlı.

Yerleşim yeri : Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer.

 

Vurdumduymaz : Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü.

Serçe parmak : Beş parmağın en küçüğü, küçük parmak.

Kemerhisar : Niğde kenti, Kemerhisar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kardeşlik : Kardeş olma durumu, karındaşlık, uhuvvet. Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü. Kardeş kadar yakın sayılan kimse, yakın dost. Birlik, beraberlik.

Dermansız : Bitkin.

Büyüklük : Büyük olma durumu. Ululuk. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Erkeklik : Erkek olma durumu. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.

Merdiven : Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, basak.

Kardeşli : Kardeşi olan.

Duygusuz : Duygusu, duyarlığı olmayan, hissiz. Katı yürekli, umursamaz, hissiz.

Tutuşma : Tutuşmak işi.

Erkekli : Erkeği olan.

Uzatmak : Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.

Burulma : Burulmak işi.

Hendeği : Onu: Hendeği ver.

Parmak : İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.

Diğer dillerde Baç vergisi anlamı nedir?

İngilizce'de Baç vergisi ne demek ? : tribute tax